9 Ağustos 2010 Pazartesi

Tökezleme taşları


Davisco Asriel, 25 Ocak 1942 de Berlin den Riga ya sürülüp öldürüldü.

CORRY GUTTSTADT
RADİKAL 2 / 11/07/2010

30'ların başında Berlin'de yaşayan 500'ü aşkın Türkiyeli Yahudi, o dönemde kentteki Türk vatandaşlarının yarıdan fazlasını oluşturuyordu. Soykırımdan önce Türk-Sefarad cemaatinin son başkanı olan Davisco Asriel de onlardan biriydi...
1 Temmuz’da Berlin’in merkezindeki Friedrichstrasse’ye soykırımdan önce Türk-Sefarad cemaatinin son başkanı olan Davisco Asriel için anma taşı döşendi. 1882 Viyana doğumlu Davisco Asriel, Naziler tarafından gözaltına alınana kadar, şu an lüks mağaza olan La Fayette’in bulunduğu yerde oturdu. 25 Ocak 1942’de Berlin’den Riga’ya sürülüp öldürüldü. Eşi Helene Asriel ve onun annesi Henriette Fischer’in sürgünden önce son oturdukları Genthiner Strasse’deki evinin önüne de birer anı taşı yerleştirildi. Almanca “Stolperstein/tökezleme taşları” denilen anma taşları, Alman sanatçı Günter Demnig’in projesi. Naziler tarafından sürülüp öldürülen kişilerin son oturdukları evlerin önündeki parke taşlarının arasına pirinç kaplı 10 x 10 büyüklüğünde taşlar yerleştiriyor. Her taşın üzerinde eskiden burada oturan kişinin adı, doğum tarihi, sürgün tarihi ve nerede öldürüldüğü yazılı. Son 15 yıl içersinde Almanya ve çeşitli Avrupa ülkelerinde 20 binin üzerinde tökezleme taşı yerleştirildi. Tören için, İsrail’in Hayfa kentinde oturan Jochanan Asriel, kızları Naomi ve Ruth ve iki torunu Berlin’e geldi. 1924’te Berlin’de Türk vatandaşı olarak dünyaya gelen Jochanan Asriel, çocukken Nazilerin baskısını yaşamıştı: Okulda Yahudi olarak küfür ve dayak yemiş, 1938’de devlet okulundan atıldıktan sonra, her gün bisikletle 45 dakikada Berlin’in diğer ucundaki Yahudi okuluna gitmiş, 9 Kasım 1938’de okul yolu üzerindeki Fasanenstrasse’deki sinagogun önünden geçerken, ibadethanenin Naziler tarafından yağmalandığını ve kutsal kitaplarla ibadet eşyalarının yakıldığını bizzat kendi gözleriyle görmüştü. 1940’ın başında Danimarkalı kadınlar tarafından kurulan bir yardım örgütünün desteğiyle Almanya’dan kaçıp bir süre Danimarka’da bir çiftçi ailenin yanında barındı. Birkaç ay sonra, Almanlar Danimarka’yı da işgal edince, Gençlik Aliya örgütüne katılarak 50 genç Yahudiyle birlikte dört haftayı aşkın bir yolculukla İsveç, Finlandiya ve Sovyetler Birliği’ni geçerek Odessa’ya, oradan İstanbul’a ve akabinde de Beyrut üzerinden Filistin’e ulaştı. Danimarka’ya doğru yola çıkarken henüz 15 yaşındaydı ve anne ve babasını son kez görüyordu. Berlin’deki Türk-Sefaradlar Davisco Asriel, 1930’dan itibaren Berlin’de faaliyet gösteren İsrail Sefarad Derneği’nin de başkanıydı. Dernek, 1905’te aralarında David Leon Haim, Eli J. Uziel, Isidoro Covo, Sinai Eskenazi ve Nissim Zakouto gibi, çoğu İstanbul’dan gelen Sefaradlar tarafından kuruldu. Dernek, Lützowstrasse 111 numarada kiraladığı daireyi bir ibadet salonuna dönüştürerek özel bir sinagog haline getirdi. 19. yüzyılın sonundan itibaren Berlin’e yerleşen Türk (ya da Osmanlı) göçmenlerin büyük bir kısmı Yahudi tüccarlardan oluşuyordu. Yahudilerin göçünün ilk durağı, 18. yüzyılda kurulmuş bir Türk-Sefarad cemaatinin bulunduğu Viyana kentiydi. Bu durum Asriel ailesi için geçerliydi. 1908’de Viyana’dan Berlin’e gelen Asriel kardeşler, kendilerini ticaret siciline gururla Türk tüccarları diye kaydettirdiler. Babasının ölümünden sonra Davisco Asriel, Alman Yahudi eşi Helene Fischer’le birlikte Türkiye’den kürk ve deri ithal eden kendi şirketini kurdu. Türkiye’den göçen Yahudiler, Dünya Savaşı sırasında ve 20’li yıllarda arttı. O dönem yaklaşık 150 Türk-Yahudi aile Sefarad derneğine üye idi. Bu dernek giderek bir sosyal buluşma görevi de üstlendi. Dernekte çocuklara Sefarad adetlerine göre dini eğitim veren bir okul kuruldu. Cemaat, Edirne’den Avigdor beyi öğretmen olarak davet etti. Avigdor bey, 13 yaşına geldiğinde Jochanan Asriel’i de Bar Mitzwa töreninden geçirdi. 30’ların başında Berlin’de yaşayan 500’ü aşkın Türkiyeli Yahudi, o dönemde Almanya’nın başkentindeki Türk vatandaşlarının yarısından fazlasını oluşturuyordu. Başka bir deyişle, Türkiyeli göçmenlerin ilk nesli ağırlıkla Yahudi idi! Türkiyeli Yahudiler, 1927 Aralık’ında kurulan ve merkezi Lützoufer’de olan “Türkische Handelskammer für Deutschland/Almanya Türk Ticaret Odası”nın aktif üyesiydiler. Davisco Asriel de bu odanın üyelerinden biriydi. Nazilerin zamanında Ocak 1933’te Nasyonal-Sosyalistlerin iktidara gelmesinden sonra başlayan Yahudi takibatına Türkiyeli Yahudiler de maruz kaldı. Ancak Alman devleti, dış politikayla ilgili çıkarlarını gözönünde tutarak, yabancı Yahudileri bir dizi Yahudi karşıtı düzenlemenin dışında tutmuştu. Mesela Kasım 1938’deki Pogrom gecesinden hemen sonra, Yahudileri Alman ekonomisiden dışlayacak kararnameyle başlayan Yahudi malının sistematik soygununa karşı, Asriel şirketinin genel müdürü, şirket sahibinin Ari olmadığı ama Türk vatandaşı olduğunu gerekçe göstererek itiraz etti. Ancak Türkiye devleti, 1930’lu yılların ortasından beri yurtdışında yaşayan Yahudilerin çoğunu vatandaşlıktan çıkartmaya başladı ve böylece Türkiyeli Yahudileri korunmasız bıraktı. Ayrıca Türk yasaları, vatandaşlıktan çıkmış ya da çıkarılmış eski vatandaşlarının ömür boyu Türkiye topraklarına ayak basmasını yasaklıyordu. Böylece 1933’te Almanya’da yaşayan 750 üzerinde Türk Yahudiden ancak üç veya dört kişi eşleriyle TC’ye dönebildi. Vatandaşlıktan çıkarılan Yahudiler, tabiiyetsiz konumuna düştükten sonra, Yahudilere yapılan baskının her aşamasında ilk kurban oldular. Bu, 1941’in sonbaharında başlayan ölüme tehcir için de geçerli: 24 Ekim 1941’de Berlin’den yapılan ikinci sevkiyatla eski Türk vatandaşı olan Cohen-Pinto, Meschoulam ve Jahisch gibi üç aile ölüme gönderildi. Çoğu çocuk toplam 13 kişiden hiçbiri geri dönmedi. 1940 yazına kadar Türk vatandaşlığına sahip olan ve yakasında Türk bayrağı rozeti taşıyan Davisco Asriel de bu süre içinde vatandaşlıktan çıkarılmıştı. Tabiiyetinden çıkarılmış olan birkaç Türkiyeli Yahudi, 1941’de para karşılığı tekrar Türk tebaasına alınmak ve Türkiye’ye geri dönmek için boşuna çabaladı. Bu durum, Davisco Asriel’in 20 Ocak 1942’deki Gestapo sorgusundan da anlaşılır. Dört gün sonra kendisi de ölüme gönderildi. İsrail-Sefarad Derneği, Almanya’da bütün Yahudi kurumları gibi Temmuz 1939’de yasaklanıp feshedilmişti. Davisco Asriel, gözaltına alınana kadar Tevrat rulolarını ve cemaatin birkaç ibadet eşyasını Gestapo’dan saklamaya çalışmıştı. Sinagogun da içinde bulunduğu bina ise savaşta harabe oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder