7 Haziran 2010 Pazartesi

Söz konusu laiklikse vatan teferruattır

Cidden korkmaya başladım. Bence Türkiye’de AKP iktidarını götürecek bir sonraki darbeyi İsrail ordusu IDF yapacak.
Hem de laiklik gerekçesiyle.
İsrail’in apaçık “casus belli” (savaş nedeni) olan uluslararası sularda Türk gemisine saldırıp, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını öldürmesi sonrası Türkiyeli bazı Kemalistlerle, İsrail’de iktidarda olan bazı Siyonistler arasında başlayan aşk düşündürtüyor bunu bana.
Önceki gün Tel Aviv’de yapılan Türkiye’yi protesto gösterilerinde açılan bir pankartta şöyle yazıyordu: “Atatürk mezarında ağlıyor: Benim sevgili Türkiyem, fanatik İslamcılara esir düşmüş.”
Dün New York Times’ın manşetindeki haberde ise bir İsrail devlet yetkilisi İHH’nın ne kadar radikal bir İslamcı örgüt olduğunu ispatlamak için 1997’de 28 Şubat sürecinde basılması örneğini veriyordu.
Bu, Haaretz yazarı Gideon Levy’nin önceki günkü yazısında bahsettiği İsrail hükümeti yandaşı koronun İsrail kısmı.
Dünyada kaç kişiye bunu anlatabiliriz bilmiyorum ama bu İsrail yandaşı koronun bir de Türkiye kanadı var.
Burası, İsrail Lübnan’da çoluk çocuk demeden katliam yaparken gazetelerin “İsrail’e öfke ve kıskançlık” diye (Vatan gazetesi) manşet atabildiği bir ülke. Hazırlıklıyız tabii bunlara.
Ama bu kadarına değil.
Karşılarına çıkan herkese “vatan haini”, bize her gün “mütareke basını”, hoşlarına gitmeyenlere “yurtdışı destekli” diyenlerin yazıp söyledikleri karşısında bir an için kendimi Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerini okurken buluyorum. Sonra aklıma “mütareke basını” dedikleri şey geliyor. Kendimden utanıp duruyorum.
Mavi Marmara’da daha kaç kişinin öldüğü bile belli değilken televizyonlarda İHH’yı neredeyse bir terör örgütü ilan edenler, gemideki son görüntülerinde çaresizlik içinde yardım isteyen sakallı erkekleri, başörtülü kadınları gördükçe laiklik mesajları verenler, “eylemleri İslamcı takım ele geçirdi” diye binlerce insanı aşağılayabilenler, “ya Avrupalı serseriler PKK’ya yardım için de İskenderun’a gelse biz de aynısını yapmaz mıydık” diye soranlar.
Bunları eleştirirken bile “İHH İslamcı ama uluslararası tecrübesi var” diyerek onca Ortadoğu gezisine rağmen İslamofobyadan nasipli olduğunu gösterenler. “Hakan Albayrak’ın ölmemesine çok sevindim” dedikten sonra akıbeti belirsiz bir genç adama akıl verecek kadar vicdanlarını kaybetmiş eski İslamcılar. Dünyada İsrail’i kınamayan kurum, ülke kalmamışken İran’ı bir Arap ülkesi sandığı karışık dünyasında Türkiye’nin yalnız kaldığını söyleyecek kadar aklı CHP kurultayındaki alkış seslerinde kalmış olanlar...
Gazze’de sadece Hamas’ın değil, 1,5 milyon insanın da yaşadığını bilmediklerini mi zannediyorsunuz?
Onları ikna etmek için “ama o gemide sadece sakallı erkekler ve türbanlı kadınlar yoktu mini etekli Alman vekiller, hippi görüntülü Avustralyalı gazeteciler, Katolik, Nobel ödüllü barış aktivistleri de vardı” açıklamalarının işe yarayacağını mı düşünüyorsunuz?
Karşımızda, savaş halinde bile öldürülmüş vatandaşlarını laikler-şeriatçılar diye ayırabilen, “Hamasçılara değil, PKK’ya verdiğimiz şehitlere ağlayalım” diye yazılar yazıp manşetler atabilen bir insanlık düzeyi var.
Karşımızda, Mavi Marmara’ya bakınca laiklik karşıtı unsurlar, PKK’ya benzeyen Hamasçılar gören bir zihin kirliliği var.
Yani karşımızda sadece İsrail yok...

Yıldıray Oğur - 2010.06.03 - Taraf Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder