7 Haziran 2010 Pazartesi

Bir tek adım…

Bazen bulunduğumuz noktada bazı şeylerin bittiğini biliriz ama nedense o bitmişin içinden bir türlü dışarı çıkamayız. Bu durum hayatımızın her alanı için geçerli olabilir. Artık içinde duramadığımız, bize nefes aldırmayan, bizi beslemeyen, enerjimizi emen, sağlık sorunları yaşamaya başladığımız iş ortamları, ortaklıklar, ilişkiler, istekler, yaşadığımız mekânlar, oturduğumuz şehir/ülke gibi...

Biliriz ki bu alanda durmaya devam edersek kendimizi çok hırpalayacağız, hayat ateşimiz sönecek ve hatta sağlık sorunları bile yaşayacağız; yine de bir şey bizi orada tutmaya devam eder. Şimdi size bizi orada tutan nedir diye sorsam pek çok neden sayabilirsiniz. Mesela ekonomik kriz, finansal sıkıntılar, iş bulamama korkusu, yalnız kalma korkusu, cesaret bulamama, düzenin değişeceği ve yeni gelecek düzenin eskiyi aratacağı korkusu, yaşın geçmiş olduğuna dair inanç, beceremem inancı, başkalarını incitme korkusu, başkalarını mutlu etme isteği gibi binlerce neden sayabiliriz. Bütün bu nedenlerden bir tanesi bile bizi ayağımızdan prangayla o nefes alamadığımız küçücük odada hapsetmeye yeter ve biz yavaş yavaş öldüğümüzü hissetmeye başlarız. Hem de yaşarken ölürüz. Zamanla kendimizden vazgeçmeye başlarız. Sadece nefes alıyor ama yaşamıyor oluruz. Kimimiz bu hayatı kabullenir kendinden vazgeçer ve sadece burada gün doldurur.


Kimimiz ise o hapsolduğu küçücük odadaki ayağındaki pranganın ve onu açacak anahtarın da sadece kendisi olduğunu görür. Prangayı açıp hayatın içine girerek yaşamaya karar verir. Bu ilk adımdır. Bulunduğumuz mevcut durumu kabul etmek ve onu değiştirmeye karar vermek atılacak ilk ve en önemli adımdır. Bu bir tek adım dağları yerinden oynatacak gücü başlatır.

Bu kararı aldıktan ve hayatınıza değişim getirmeye niyet ettikten sonra büyük bir gücün sizinle beraber sizin için çalışıyor olduğunu hissetmeye başlarsınız. Korkarak da olsa mevcut durumunuzu değiştirmek adına attığınız en ufak bir adımla bile mucizeler yaratmaya başlarsınız. Öyle mucizeler yaratırsınız ki bütün korkularınızın, endişelerinizin, boş inançlarınızın, size öğretilmiş size ait olmayan bilgilerinizin bir büyük balon gibi patlayıp artık sizi engellemediğini görmeye başlarsınız. Sizi zorlayan insanların, durumların bir bir hayatınızdan kendiliğinden çıkıp gittiğini görür, yerine istediğiniz hayatı yaratacağınız durumların çekildiğini görürsünüz. Kalbiniz sevgi ve güvenle dolar. Hayata güven, kendinize güven... Sizi zorlayan o durumlara ve kişilere teşekkür etme isteği dolar içinize. Onlar olmasaydı bu yeni halinize kavuşmanız mümkün olamayacaktı. Kendinizi tanımanız, kendi en mükemmel halinize ulaşmanız için o insanlar ve durumlara şükretmeye başlarsınız. Görevlerini en iyi şekilde yerine getirmişler ve zamanı geldiğinde de hayatlarınızdan çıkıp gitmişlerdir.

Lütfen şimdi sorun kendinize:

- Bu hayattan ne bekliyorum?
- Bu isteğime ulaştığımda hayatım bugünden nasıl daha farklı olacak?
- Bu isteğime ulaşma becerimin önünde ne duruyor?
- Bu isteğime ulaşmak için yapacağım en zor şey nedir?
- Bu yolda beni engelleyecek hangi düşünce , inanç ve öğretilerim var?
- Gerçekten istediğim şey bu mu?
- Eğer gerçekten yapmak istediğim buysa beni hayalime götürecek adımları atmam için ne yapmaya ihtiyacım var?
- Bu yapmaya ihtiyacım olan şeyi nasıl yaparım?

Siz değerlisiniz! Siz teksiniz! Siz özelsiniz! Siz hayatınızı değiştirme gücüne sahipsiniz! Siz yaratıcısınız! Siz mevcut durumlarınızla yetinmek zorunda değilsiniz! Siz istediğiniz hayatı yaşamayı hak ediyorsunuz! Siz istediğiniz hayatı yaratabilirsiniz!

Hayat size istediklerinizi vermeye hazır. Siz almaya hazır mısınız?

Violet ALALOF - 2010.06.02 - Şalom Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder