11 Mayıs 2010 Salı

Hitler bahane...

Almanya’da birisini Hitler’e benzetmek yasalar önünde suçtur ve ağır yaptırımları vardır.

Adolf Hitler- İsmet İnönü karşılaştırması yapmak ve birbirlerine hiç benzemediklerini anlatmak için uzun uzun gerekçeler sıralamak saçma olur.

Bu söz ciddiye alınamaz çünkü Hitler seçimle iktidar olup demokrasiyi sona erdirmiştir.

Rahmetli İsmet İnönü ise tek parti rejiminden gelip, ülkesini çok partili bir demokrasiye kavuşturmuştur.

Hem de seçim kaybetme pahasına.

Daha sonra gelen her başbakan, o koltuğa oturmasını İsmet Paşa’nın yaptığı bu tarihsel değişime borçludur.

***


Yalnız bu tartışmayı değil, Türkiye’de tarihe dönük hiçbir çatışmayı anlayamam ben.

Çoğu kişi bu yola başvurduğuna göre herhalde bir sebebi vardır ama benim aklım bu sebebi anlayamıyor bir türlü.

Saçma buluyorum.

Kimileri 16. Yüzyıl’ın Pir Sultan Abdal’ına düşman. (Bu uğurda insan yakmayı bile göze alabiliyorlar.)

Kimileri Atatürk’e düşman.

Kimileri İsmet Paşa’ya düşman.

Kimileri Abdülhamit’e düşman.

Kimileri Nâzım Hikmet’e düşman.

Kimileri Necip Fazıl’a düşman.

Kimileri Deniz Gezmiş’e düşman.

***


Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan yiğitlerinin idam edildiği 6 Mayıs günü tarihimize kara bir yıldönümü olarak girdi.

Bursa Nilüfer Belediyesi alkışlanacak bir davranışla “Üç fidan” adına bir anıt dikmiş.

Ve bazı kara yürekli, kirli elli kişler daha ilk günden anıtı tahrip etmiş.

Çünkü düşmanlık gözlerini kör etmiş.

***


Bu listeyi uzattıkça uzatabilirsiniz. Herkesin tarihten kendine seçtiği bir düşmanı var.

Ve bu kişileri destekleyenlerle, karşı olanlar da birbirine düşman.

Böylesi düşmanlıklar bize çok olağan geldiği için, bir de olayı biraz uzaktan seyretmeyi deneyelim.

Gözümüzün önüne şöyle bir manzara getirelim.

Paris’te iki öğrenci grubu taşlarla, sopalarla birbirine girmiş: Kimileri 16. Louis’yi savunuyor, kimileri de “Kral Kahrolsun!” diye bağırıyor.

Ya da Montesquieu’yü savunan bir yazar grubuyla, Danton’u seven bir yazar grubu 2010 yılının gazetelerinde en ağıza alınmaz hakaretlerle birbirine saldırıyor.

De Gaulle’cülerle karşıtları, havaalanının adının değiştirilmesi konusunda ağız dalaşı yapıyor. Ya da İngitere’de Cromwell’ci yazarlarla, kralcı yazarlar kavga ediyor.

Emin olun bunlara akıl hastası gözüyle bakılır.

İnsanlar olsa olsa acır bu tiplere.

***


Ama biz tarihimizle dövüşmeyi normal sayan bir ülkeyiz. Geleceğe değil, geçmişe bakmayı severiz.

Çünkü kültürel köklerimiz Orta Doğu aşiret güvensizliğine dayanır.

Çünkü bir reisin yanına sığınmayı ve karşı aşiretle savaşmayı olağan bir yaşam biçimi sayarız.

Çünkü kan davasını benimseriz.

Çünkü dünyayı siyah-beyaz olarak görürüz.

Çünkü içimizde bir amigo yatar.

Çünkü...

Neyse uzatmayayım, ne dediğim anlaşıldı zaten.

Zülfü Livaneli - 2010.05.07 - Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder