8 Nisan 2010 Perşembe

Terbiye ikiyüzlülük müdür?

Selamlar sevgili günlük.
Bugün çok enteresan bişey oldu ve gazete okudum. Yani okudum dediysem öyle uzun uzadıya okumadım. Çok az okuyup bıraktım. Bir kez daha fark ettim ki bende konsantrasyon
bozukluğu var. Uzun süre bir şeye ilgi gösteremiyorum. Bunun için çocukluğumdan beri kendimi suçluyordum. Çünkü aynı ilgisizliği okulda gösteriyordum ve sonradan büyüyünce, aha, bir de baktım ki meğersem sistem
kötü olduğu için benim ilgimi çekememişler. Fakat aynı haklı hissetmeyi maalesef büyüyünceki hayatımda başaramadım. Diğer insanlar mesela konsantrasyonumun bozuk olduğunu anlayınca bana saygısızca davranıyorlar ve ben de bazen bunu gurur meselesi yapıyorum.
Mesela sayın günlük, geçenlerde bir kadınla bir arkadaşın evinde tanıştık.
Kadın sanırım devlet dairesinde çalışıyordu ve insanları azarlamaya çok fena alışmıştı ve sürekli beni azarladı.
Evde benden başka dört kişi daha vardı ve diğer dört kişiyi azarlamadı. Bir tek beni azarladı ve sürekli aşırı hakaret etti. Mesela bir şeyden bahsederken “Bunu da mı bilmiyorsun” dedi, “Hem diyet yapıyorum diyorsun hem de öküz gibi pasta yiyorsun” dedi. Ondan sonra, mesela herkese işini öğretti ve kendi çocuğunun ne kadar şahane olup diğer çocukların beyinsel olarak ağzını kırabileceğini, bizden de bir halt olmayacağının altını çizdi ama çizerken kanırttı. Bunu yaparken de zerre kadar gözünü kırpmadı. Hani biz olsak önce der, sonra gelecek tepkiler için gözlerimizi kısar bekleriz. O bunu yapmadı.
Hakaretlerini ilk başta zamanında inek sütüyle beslendiğim için anlamadım. Hatta “Aa ne kadar hoş bir insan, içi dışı bir” diyecek gibi oldum fakat arkadaşlarım koşa koşa geldiler ve “Bu hep böyledir, kendini sakın ezdirme” dediler, ben de gaza geldim ve hep defans halinde oldum.
Mesela radyoda çalıştığımı duyunca “Radyocuların eğitimi yoktur, ne kadar boş konuşurlarsa o kadar iyi diye işe alıyorlar, zaten bütün radyocular da acından ölüyor” dedi.
Daha önce alenen bu kadar bonkörce hakaret eden biriyle karşılaşmamıştım. Annem hep böyle birilerinin hikâyelerini anlatırdı ama başına gelmeden bilemiyorsun bu tipleri demek ki.
Bu küçük burjuva ahlaklılar herkesin kendilerine hizmet etmek için dünyaya geldiğinden emindirler. Bazıları bunu gizli gizli, zamana bölerek yapar, bazıları da işte böyle dakka bir gol birde bütün hünerlerini sergilerler.
Arkadaşın evi olduğu için sesimi çıkaramadım. Bunu da anlayamıyorum: Kendi evin olunca kendi evinde olduğun için sesini çıkaramazsın, büyük kabalıktır, başkasının evinde olunca da sesini çıkaramasın, bu kez de ev sahibine kabalık olur. Abi ne zaman sesimizi çıkaracağız; lafları yiyip yiyip ağzımıza gelen cevapları içimize atıp boğazımızı kurbağa gibi şişirecek miyiz?
Adab-ı muaşeret kanunlarında açıklar var bence. Terbiye denilen şeyin ikiyüzlülük olduğu açığı yani. Bunlara derhal bir çözüm bulmak gerek.
İşte şimdi konuyu gazetenin faydalarına bağlamanın zamanıdır; bu tip insanlarla karşılaştığında önce havayı koklayacaksın, duygularını dinleyeceksin, gözün tutmuyorsa da gazeteyi 50’ye 70 gereceksin gözünün önüne, bir duvar gibi, seninle irtibata giremeyecek. Yüzüne de ciddi ve düşünen bir ifade takacaksın ama bi dakka bi dakka, o zaman da politika tartışması açabilir; her konuda ahkamcı başı oldukları için. Sanırım en güzel, alacaksın bir magazin gazetesi, o da seni tartışmaya layık bulmayacak, gazete sayfasından da yüzünü göremediği için diyalog kuramayacak.
Evet evet en güzeli bu. Gazeteyi savunma kalkanı olarak kullanmak yani.
En iyisi bu.

Ayça Şen - 2010.03.30 - Radikal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder