29 Nisan 2010 Perşembe

Her şey maliyet hesabı mıdır?

Geçen gün Gerze’deki kurulması planlanan termik santral aleyhinde bir yazı yazdım. Bir takım mühendisler, enerji analistleri bana “süper cahil”, veya daha yumuşağından “hayalperest saftirik” muamelesi yapmışlar. Efendim bu ülkenin enerjiye ihtiyacı varmış, ne kadar enerji üretirsek o kadar gelişmiş olurmuşuz, öyle istimezükçülükle bir yere varamazmışız, her eve güneş paneli, her ev bir elektrik santrali safsataymış, çocuk gibi kandırmışlar beni.

Bir kere ne kadar çok enerji üretirsek o kadar gelişmiş olmuyoruz. Asıl hüner az tüketerek aynı işi yapmak. Ayrıca kırmızı ışıkta durarak veya küçük kızlara şehirce tecavüz etmeyerek gelişmiş oluruz.

Türkiye’nin kurulu gücü 40 GW. Doğalgazdan, kömürden, sudan, rüzgardan ve güneşten elektrik üretecek tüm santrallerin kapasitesi bu kadar. Almanya’da ise sadece güneş enerjisinin elektriğe çevrilmesini sağlayan sistemlerin toplam gücü bu yıl 10 GW sınırına dayandı. Bu da yaklasik 4-5 milyon evin elektrik ihtiyacının karşılanması demek.

“E ama rüzgar santrali kurmak çok pahalı...”

Evet ilk bakışta pahalı görünüyor. Aynı paraya yaptığın doğalgaz santrali daha çok elektrik üretir. Amma ve lakin rüzgar santralinin hammadesi bedavadır. Rüzgar ve doğal santralini 20 yıllığına karşılaştıralım. 20 yıllık yakıtı enflasyonu da katarak hesapladığında doğal gaz santrali acayip pahalı bir yatırım olarak karşımıza çıkıyor. Yani birinin ilk yatırımı ucuzdur, giderek pahalı hale gelir, öbürünün ilk yatırımı pahalıdır ama giderek daha ucuz hale gelir.

Bir de niye sadece paraya maliyete bakıyoruz anlamıyorum. Bu mühendislerin aklı ve vicdanı cüzdanlarına mı kaçmış durumda? Koskoca ODTÜ’lerde, İTÜ’lerde sadece maliyet hesabı mı öğretiliyor? “Dünyanın canına okuma” konusu daha müfredata girmedi mi? Bakın Osmaniye’de ne olmuş, öbür kutuda devam edelim.
*****


Termik santral balıkların canına okuyor

“YumurtalIk Sugözü Termik santral bacasından çıkan gazlar, denizden esen meltemle Osmaniye, İskenderun’a kadar ulaşmakta ve Çukurova’nın tamamında tarım arazilerine zarar vermektedir. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’ne göre termik santralin soğutmasında kullanılan deniz suyu asgari 1300 metrede veya -20 metre derinlikte denize deşarj edilmesi gerekirken, mevcut durumda 400-1000 metre arasında ve -12 metrede suyu deşarj etmektedir. Yumurtalık Körfezi’nde deniz suyu sıcaklığı 6 C yükselmekte ve deniz ekosistemi tahrip olmakta, deniz suyu sıcaklığının yükselmesi nedeniyle Yumurtalık Körfezi’nde yaşayan balık türleri yok olmaktadır.

1999 yılında deniz canlılarının çeşitliliğini belirlemeye yönelik bir çalışmada 64 tür olduğu tespit edilirken 2002’den sonra 38 türün bulunduğu ortaya çıkmıştır.

Termik santrallerin deşarj borularında olması gereken balık engelleme sistemi (Fish blocking system) ve balık geri kazanım sistemine (Fish recovery system) Sugözü Termik Santralinde yer verilmemiştir. Böylece kısa olan 4 deşarj borusunun balık ve balık yavrularını koruyucu hiçbir sistemi olmadan her gün 5.313.600 metreküp denizden su çeken ve geri veren bir sistemin her gün ne kadar balığı, yavru balığı ve balık yumurtasını boruların içine çektiği ve telef ettiği de tartışmasızdır. Bu tespit de termik santralin deniz eko sistemine verdiği zararın artarak devam ettiğinin göstergesidir. Termik santralin, balıkçılık faaliyetlerine verdiği zarar 25-26 Mart 2006 tarihinde Yumurtalık’ta Doğu Akdeniz Çevrecilerinin 72. Bölge Toplantısında da gündeme alınmış ve Çevreciler de sonuç bildirgesinde termik santralin çevreye ve balıkçılığa verdiği zararı teyit etmişlerdir. Saygılarımla Özer ÖZTÜRK”
***


İşte bunun aynısı Gerze ve Yalova’da da yapılmak isteniyor. Ne güzel değil mi? (25 Nisan 2010’da saat 11’de Gerze’de “Termik Santral istemiyoruz” mitingi var. Greenpeace gemisi de destek için Gerze Limanı’na demirleyecek. Özilhan bir kişi istemiyorum desin santrali yapmayacağım demişti. Umarım orada olur ve kaç kişi istemiyor kendi gözleriyle görür. Gerze halkı uyuma!)

Mutlu Tönbekici - 2010.04.24 - Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder