1 Şubat 2010 Pazartesi

Ak saçlı bilge delikanlı - Howard Zinn

Son okuduğum yazısı, Obama’nın Nobel Barış Ödülü’ne layık bulunması üstüneydi. Wilson, Roosevelt ve Kissenger’ı da aynı ödülle gönendiren Nobel’in bu alanda nasıl starlık ve boş retorik peşinde olduğunu anlatıyordu. Nobel jürisinin toptan istifa edip dev bütçesini uluslararası bir barış örgütüne devrederek işi tarih okuyabilenlere bırakması gerektiğini belirtiyordu.
Howard Zinn. Tarihin ak saçlı bilgesi. Ardında olağanüstü bir dünyayı okuma ve kayda geçirme yordamı bırakarak göçtü. 87 yaşındaydı.
Yakın arkadaşı, yoldaşı Noam Chomsky ardından, “Böylesine güçlü ve dönüştürücü bir etki yaratan kimseyi tanımadım; tarih çalışmaları milyonların geçmişe bakış biçimini değiştirdi” diyordu.
Howard Zinn, sessizce çıkıp milyonlarca satan başyapıtı ‘Birleşik Devletler Halklarının Tarihi’ ile gerçekten kahraman menkıbeleriyle, generallerin ve başkanların üzerinden yazılan tarih anlatısını yerle bir etti.
Onun peşine düşmüş olduğu kayıtlar bambaşkaydı. Roosevelt’in balonunu söndürüyor, tarihi, işçi sınıfı hareketlerinden, savaş karşıtı ve insan hakları mücadelelerinden doğru okuyordu.
Daha ellili yıllarda öğretmenlik yaptığı Atlanta’daki siyah kız okulunda, öğrencilerini siyahlara kapalı kütüphanelerden kitap talep etmeye yönlendiriyor, ayrımcı lokantaların işgalinde baş köşede oturuyordu.
O okulla, hak talepleri konusunda çekimser davrandıkları için boğaz boğaza kavga edip kovulan da oydu. Yıllar sonra ders verdiği şanlı Boston Üniversitesi’yle Vietnam Savaşı konusunda itişip kakışan da.
2005 yılında, yıllar önce kovulmuş olduğu o siyah okulunda yaptığı konuşmayı şöyle bitirecekti:
“Umudum o ki toplumumuzun başarı ölçütleri çerçevesinde başarılı olduğunuz için mutlu olmazsınız; adil olmayan kurallara uymazsınız; içinizde olduğunu bildiğim cesaretle atarsınız adımlarınızı.” Tabii onlara Rice ve Powell gibi zengin ve güçlülerin hizmetine koşanları değil, Martin Luther King ve Malcolm X’i örnek almalarını da salık veriyordu.
Liseyi bitirdikten sonra Brooklyn doklarında çırak olarak üç yıl çalışmışlığını daha sonra bursla girdiği Üniversite’de öğrendiklerinden çok daha değerli bulduğunu söylemekten vazgeçmedi. Zinn’e göre en değerli eğitim sokaklarda, hayatın içinde alınırdı. Nitekim daha yirmisine gelmeden grevlerde boy göstermeye, işçi hakları üstüne kafa yormaya başlamıştı.
Okullarda öğrenilen tarihin dışarıda bıraktıkları, sessizce üstünden atladıkları ilgisini çekiyordu.
Tarihin zorbaların dümen suyunda yazıldığını çok genç yaşında kavramıştı. Ondan sonrası da hep işitilmeyen sesleri kaydetmeye, unutulmaya bırakılmış toplumsal hareketleri incelemeye adanmış bir hayat.
İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren savaş karşıtı hareketin öncülerinden biri oldu. Çağdaş teknolojiyle beslenmiş savaş makinesinin artık yalnız sivilleri ve çocukları katlettiğini haykırdı, bıkıp usanmadan.
İkinci Dünya savaşı’nda verilen kayıpların yüzde 50’si sivilken günümüzde bu oranın yüzde 90’a çıktığını, hiçbir siyasi hedefin bu durumu yenir yutulur kılamayacağını yazdı.
O öğrencilerini itiraz etmeye, haksızlıklara isyana teşvik etti.
ABD’nin güç politikalarını yerden yere vurdu.
Hiçbir zaman huysuz ve öfkeli olmadı. Ölene dek dünyanın en çok şey görmüş delikanlısı olarak büyük bir sabır ve tükenmez bir şefkatle anlattı. Aydınlattı. Yaşattı.
ABD halklarının geleneksel dünya algısıyla durmadan uğraştı. Son olarak televizyona birçok ünlü oyuncu ve sanatçının sunduğu ‘Halkın Sesleri’ dizisini yaptı. Tarihin bütün başkaldıranlarının anıldığı, bazen muhalif bir şarkı bazen bir bildiri okumasıyla süren bir işti.
Howard Zinn, hiç yaşlanmadı.
Hayatı boyunca mücadele ettiği tarih anlatısı bile onun üstünden atlayamayacak.

Yıldırım Türker - 2010.01.30 - Radikal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder