19 Şubat 2010 Cuma

ABD ile yaklaşan sınavlar

AK Parti yönetimi pek yakında iki konuda Amerika ile ciddi sorunlar yaşayacak. Bunların birincisi ABD Kongresi'nde ivme kazanmakta olan Ermeni soykırım yasa tasarısı. İkincisiyse, Washington'un İran'a karşı uygulamak istediği ekonomik yaptırımları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne getirecek olması. Analize Ermeni meselesiyle başlayalım. ABD Kongresi'ndeki tasarı Beyaz Saray'a bir tavsiye niteliğinde. Tasarı, Obama'nın Ermeni soykırımını resmen tanımasını ve 24 Nisan'daki mesajında bu terimi açık şekilde kullanmasını istiyor. Son on yılda, buna benzer yasa taslakları birçok kez Kongre'ye getirilmek istenmişti. Hatta 2000, 2005 ve 2007'de Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi bu yasaları 435 üyeli Genel Kurul'a sevk etme kararı da almıştı. Ancak her defasında Beyaz Saray devreye girerek böyle bir kararın çıkmasını engelleyebilmiştir. Peki şimdi neden durum daha ciddi?
Bunun temelde dört nedeni var. Birincisi bu sefer Beyaz Saray'ın kendisi bu konuda taraf. Başkan Barack Obama 1915'te yaşananları "soykırım" olarak kabul ediyor. Obama, bu konuda fikrini değiştirmediğini hem TBMM'de yaptığı konuşmada, hem de geçen 24 Nisan mesajında "soykırım" kelimesini kullanmadan dile getirdi. Obama "soykırım" kelimesini kullanmadı çünkü Türkiye ve Ermenistan arasındaki normalizasyon sürecine zaman tanımak istedi. Şimdi durumun daha zor ve ciddi olmasındaki ikinci neden, Obama'nın çok istediği bu normalizasyon sürecinin gerçekleşmemiş olması. Peki, neden gerçekleşmedi Ermenistan ve Türkiye arasındaki normalizasyon? Çünkü Türkiye normalizasyon protokollerine protokollerde olmayan bir ön şart getirdi: Karabağ sorununun çözülmesi. Protokoller bu nedenle TBMM Dış İlişkiler Komisyonu'nda bekletiliyor. Türkiye'nin bu politikası Amerika'daki Ermeni lobisinin işine geliyor. Zira böylece Türkiye normalizasyon konusunda isteksiz olan taraf olarak algılanıyor.
ABD Kongresi'nde bu sefer durumun ciddi olmasının üçüncü nedeni Amerikan iç politikası. Kasımda Amerika'da ara seçimler var. Ekonomik durgunluk ve işsizlik nedeniyle Demokratlar çok zor durumda. Her oya muhtaç haldeler. Ermeni diasporasının güçlü kalelerinden Massachusetts'te Demokratların uğradığı ara seçim yenilgisinden sonra, Ermeni kökenli seçmenlerin gönlünü alma çabası daha da artacak. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bu yılı Türkiye açısından daha da zor kılan dördüncü unsur Musevi lobisinin AK Parti'ye son derece kızgın olması. Bu yıl Musevi lobisi Türkiye için Kongre'de kılını bile kıpırdatmayacaktır. Hatta aleyhte faaliyetler bile mümkün. Ermeni cephesinde durum böyle. AK Parti protokoller konusunda ciddi bir adım atmadıkça önümüzdeki aylarda ABD ile ciddi bir krize doğru gidiyoruz.

İran meselesi
Tabii ki bu arada İran meselesi işleri daha da çetrefil hale getiriyor. Obama yönetimi İran'a nükleer dosya konusunda bazı fırsatlar tanıdı. Ancak Tahran geri adım atmadı ve atacağa hiç benzemiyor. Washington öteden beri Tahran'ın nükleer programının, nükleer bomba üretimini hedeflediğine inanıyor. Avrupa da aynı kanıda. Durum böyle olunca transatlantik ittifak, yani genel olarak Batı ve NATO, İran'a karşı daha ciddi ekonomik ve siyasi yaptırımlar için kolları sıvamış durumda. Türkiye açısından işi daha zorlaştıran mesele Rusya'nın tavrı. Obama yönetimi İran'a yaptırımlar konusunda Rusya ile başarılı bir pazarlık içinde. Moskova eğer beklendiği gibi İran konusunda Batı ile beraber hareket ederse Türkiye BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a ekonomik yaptırımlar konusunda Çin'le aynı cephede yer almış olacak. Sonuç olarak bir yandan Ermeni meselesi, öte yandan İran, AK Parti ile Obama yönetimi arasında iyi başlayan ilişkileri son derece zor bir dönemece sokacak. Model ortaklık, "Altın dönem yaşıyoruz" derken bir bakacağız ki Obama ile balayı sona ermiş ve Bush dönemin de bile yaşamadığımız sorunları yaşayacağız. Bizden uyarması.

Ömer Taşpınar - 2010.02.15 - Sabah

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder