9 Ocak 2010 Cumartesi

Yasak şehrin şeffaflığı

I. Gerçek,
sorana, sorgulayana göz kırpar.
rahat bırakmaz. Yoldan çıkarır.
Yalan,
kabulleneni kucaklar.
beşiğinde tıngır, mıngır sallar.
bir kişi söyler, bin kişi yaşatır.
Hiçbiri,
Kim, niye yalan söylesin ki,
kimse sormadıkça?

II. Sormayanlar

Soru-(Berrin Karakaş, Sabah)
Yazılarınızda alışkanlıklarımızdan kurtulmamız gerektiğini vurguluyorsunuz çoğu zaman. Sizce bunu nasıl başarabiliriz? Ve kurtulmamız gereken en önemli alışkanlığımız nedir sizce?
Cevap-(Ben)
Uyumluluğumuz. Uyumlu olmak. Uyumlu olmayı meziyet saymak, uyumlu olmaya gayret etmek. Herhangi bir düzen özellikle gençlerin uyumlu olma gayreti sayesinde ayakta durur. Gençler, kendilerine verilen işleri, kendilerinden beklenenleri en iyi şekilde yerine getirmeye çabalar. Haslet diye bildiğimiz bu özelliğimiz belki düzenin işlemesini sağlar ama aynı zamanda toplumların, uygarlıkların evrimini köstekler. Özellikle totaliter, otoriter ülkelerde uyumun tahakküm aracına dönüşmesi daha da belirgin. Unutmayın Nazi Almanyası ‘Hitler Jugend’, Mao’nun Çin’i ‘Kızıl Muhafızlar’, Sovyetler ‘Genc Öncü’ teşkilatlarının düzene gönüllü uyumluluğu sayesinde sultalarını sürdürdüler. Genellikle şiddetle, kan dökülerek gerçekleşen devrimler, bu nedenle, uzun süre uyumlu kalmamız nedeniyle patlak veriyor. Toplum, kendisine ayak uyduranlarla gide gide tahamül edilemez bir noktaya varınca, kazan kalkıyor. Oysa uyum yerine sorgulama mekanizmasının da teşvik edildiği toplumlarda devrimci şiddete gerek kalmaksızın evrim süreci çok daha sağlıklı, çok daha süratli işleyebilir.

III. Yasak Şehir

Oryantalist takıntılı Batılılar doğuya gizem yakıştırdıklarından, Pekin’deki imparatorluk sarayına, sanki kendi sarayları halka açıkmış gibi, ‘Yasak Şehir’ derler. Son Çin İmparatoru Lu Pi, sırtında hırkası, elinde bir kaç parça eşya, 1924 yılında sarayı Cumhuriyetçilere apar topar terk eder. Genç Çin Cumhuriyeti’nin ilk işi, halk adına sahip çıktıkları saraydaki hazinenin envanterini çıkarmaktır. O denli titiz davranırlar ki kayda ilk geçirdikleri sıradan bir taburedir. Onca paha biçilmez eserlerin yanı sıra İmparator’un yarısını yemeden arkada bıraktığı elmasını bile deftere kaydeder, imparatorun terk ettiği saraya, Osmanlı’dan sonra Türkiye’de olduğu gibi yerleşmez, hemen müze yaparlar.

IV. Gerçek, yalan, ya da hiçbiri

Bizler de imparatorluk mirası devraldık.
Topkapı, bir kısmı bugün de devlet ricali için kullanılan Dolmabahçe’de ne oldu?
Kim cevaplayacak?

Gündüz Vassaf - 2010.01.10 - Radikal Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder