8 Ocak 2010 Cuma

AB Türkiye’ye nasıl girer?

Yargıtay, demokratik bir ülkede adli yargının en üst mahkemesi, dolayısıyla “bağımsız adalet”in bir numaralı güvencesidir.

Türkiye’nin Yargıtay Yasası’na göre, kurumun kadrolarına yargıç atamak, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun görevi. Yasa, görevin nasıl yerine getirileceğini de düzenlemiş ve yargıç atamalarını HSYK’nın yapacağı seçimlere bağlamış.

AKP iktidarı, Yargıtay’da boş yargıç kadroları için yapılması gereken HSYK seçimlerini tam 8 aydır engelliyor ve 33 kadrodan 11’ine kendi gösterdiği adaylar atanmadığı sürece, seçimleri kilitleyeceğini belli ediyor.

AKP iktidarına sorarsanız, hiçbir “hukuk devleti”nde aynısı, benzeri, andıranı olamayacak ve zaten T. C. Anayasası’na da aykırı bu kilitleme şantajını, Türkiye bitmeyen bir üyelik yolunda AB’nin “direktifleri” üzerine girişilen yargı reformuna dayandırıyor. Yargıtay’ı “siyasal erk”e bağımlı hale getirecek ve HSYK’ya seçilmek için “iktidarsever yargıç” olmayı gerektirecek Yargıtay Yasası değişikliğini de yine “AB’ye uyum” gerekçesiyle hazırlıyor.

Oysa AB’nin ne üyelerine ne de Türkiye gibi üyelik adaylarına da Yargıtay Yasası ve Yargıtay’a dair herhangi bir kural, koşul ve yaptırımı vardır. AB’nin Yargıtay düzeyinde kurumsal düzenlemeye ilişkin koyduğu tek koşul, “yargı bağımsızlığı”dır. Türkiye, “yargı bağımsızlığı” çerçevesinde Yargıtay’ını ve Yargıtay Yasası’nı istediği gibi düzenler, ama içerik, çerçeveye uymadığı takdirde, AB “koşula uymuyorsun,” der, sonucu reddeder. Bu kadar basit.

Başka bir deyişle, sayın seyirciler, AKP hükümetinin Yargıtay ve HSYK’yı bugün kendi iktidarına, yarın başka iktidarlara bağımlı hale getirecek “reform”, aslında AB’nin yegâne koşulu “yargı bağımsızlığı”na taban tabana zıt, ama “AB öyle istiyor!” diye yutturuluyor.
***


Zaten “AB istiyor!” diye neler, neler yutturulmuyor ki Türkiye’ye...

Bu yutturmacaların bazıları, AB düzeneğinin tam tersi, bazıları da üye olamamak için yapılıyor gibi!

“AB düzeyinde demokrasi”ye erişmek istemeyenleri “darbeci” diye tutukladılar. Suçlu suçsuz onlarca kişi, bazıları “neyle” suçlandıklarını bile HENÜZ öğrenemeden, bir yıldır kodeste...

AB düzeyinde demokrasiye erişeceğiz diye, yüz binlerce kişinin telefonları dinlemeye alındı, milyonlarcasını telekulak paranoyasıyla yaşatılıyor.

AB düzeyinde demokrasiye erişebilmek için TSK’yı küçültüp polisi büyütmek gerekiyormuş, öyle diyorlar. Ağır savaş silahlarıyla donatılmış 300 bin mevcutlu polis ordusuyla, demokrasi sivilleşecekmiş... Bu sayıya, sivil halk arasındaki silahlı 8 milyon yurttaşı da ekleyince, sivillikten göbek bile atabilirsiniz...

AB düzeyinde ekonomiye erişeceğiz diye, gümrük birliğinde tek kale oynuyoruz, AB tulum çıkartıyor, biz kova olduk, topluyoruz. Kırsal nüfusu yüzde 8’e indireceğiz diye ülkede tarım bitirildi, hayvancılık bitirildi, istihdam alanları kapatıldı, köylü kente göçe zorlandı, milyonlarca işsiz yaratıldı.

Oysa...

AB’nin sosyal standartlarını yakalamak için çıktığımız yolda, ilk kriter sendikal haklardı. iki yasal düzenleme yapılması gerekiyordu: Sendikalar Yasası, Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası’nda değişiklik öngören yasa tasarıları bir, Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nda değişiklik öngören tasarı iki... Her ikisi de çıkmadı.

Bir avuç sendikalının meydanlarda yediği polis dayağı da zaten, daha da sosyalleşmesi beklenen demokrasinin peşrevi sayılmalı.
***


AB düzeyinde demokrasi olmamız için milletvekili dokunulmazlıklarının sınırlandırılması gerekiyordu, olamadı. Bırakın yasal dokunulmazlığın devamı, başbakan ve bakanlara duygusal yaklaşan yurttaş derdest ediliyor, milletvekili arabalarının geçtikleri yollara yurttaş arabası sokulmuyor!

AB düzeyinde demokrasi için basın özgürlüğü olmazsa olmazdı, basında vergi kılıcını yiyen de, yiyeni gören de sustu, basmayan da hükümete şakıdığı için özgürlüğe gerek kalmadı!

Daha neler yapıldı ve yapılmadı, ama gelinen noktada, hayret! AB’ye üye olamadığımız gibi müzakere süreci de tıkalı...

Ha gayret!

Sorunları “açılım”la çözümsüz hale ve demokrasi diye diye otokrasi getirenler, AB’nin Türkiye’ye iyice girmesini başarırlar elbet!

Mine G. Kırıkkanat - 2010.01.08 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder