22 Aralık 2009 Salı

Vatan hainliği mi dediniz?

Hepimiz yatıp kalkıp kim hain onu mu saptamaya çalışıyoruz?

Mustafa belgeseline Mustafa Kemal’in kendi yazdığı mektubu koydu diye Can Dündar’a dava mı açıyoruz?

O vakit size gerçek vatan hainliğinden söz edeyim bugün.

Ama bu hainliğin içinde Kürt yok.

Ermeni de yok.

Rum da yok.

Liboş dedikleri liberaller de yok, cumhuriyet düşmanı dedikleri İslamcılar da yok, IMF’yi protesto edip ortalığı birbirine katan lümpen gençlik de yok, darbe yapma meraklısı Ergenekoncular da yok...

Geriye kim kaldı diyorsunuz di mi?

Zira bize ezberletilip durulan “hainler” tek bunlar.

Biz aptal gibi tek bunları ciddiye alırız, tek bunları hain belleriz, tek bunlarla mücadele ederiz.

Devletimiz de böyledir, askeriyemiz de böyledir, işadamımız, iş kadınımız da böyledir vatandaşımız da böyledir.

Şehitler ölmez, vatan bölünmez...

Di mi?

Vatan sağolsun...

Di mi?

Ama uğruna yüz binlerce insanımızı bir kalemde feda edebildiğimiz o vatan dediğimiz topraklar, sular, nehirler, göller, denizler...

En küçük bir vicdan azabı duymadan...

Ölümüne kirletilebilir...

Ve bu vatan hainliği sayılmaz di mi?

Çünkü neden?

Çünkü bunu hepimiz yapıyoruz da ondan...
***


Vatanın bir ATIK YAĞ sorunu var.

Bildiğiniz kızartma yağından söz ediyorum.

1 litre yağ tam 1 milyon litre suyu kirletiyor!

Yani bir fritözün aldığı yağ 1 milyon litre suyu kirletiyor.

Ve yılda tam 350 bin ton atık yağ lavabolara dökülüyor.

Lavabolara dökülen bu yağlar da direkt olarak ırmaklara, göllere ve denizlere gidiyor.

350 bin çarpı 1 milyon...

Her yıl kirletilen ve kullanılmaz hale gelen sularımızın miktarı.

Karadeniz’de canlı hayatın olduğu derinlik 100 metreye kadar düşmüş durumda.

Marmara’da, Ege’de, Akdeniz’de çıkan balıklar artık yenemez durumda.

Adamcağızın biri biodizel üretmek maksadıyla 6 milyon dolar harcayıp bir fabrika kurmuş.

Otellerden, bilhassa fast foodculardan olmak üzere lokantalardan, okullardan, evlerden KENDİ ARAÇLARIYLA yağ toplayacak...

Ve bunları yakıta çevirecek...

Hattı da var. 444 28 45. Arıyorsun geliyorlar.

Yok...

Bidonu ben kendim vereceğim, üstelik bidon başına şu kadar para vereceğim diyor...

Yok...

Garanti Bankası devreye giriyor, bidon başına şu kadar bonus yüklenecek kartınıza diyor...

Yok...

KİMSE TOPLAMIYOR!

Hemen hemen bütün lokantalar, bütün oteller, bütün okullar, bütün kışlalar yılda 350 bin ton yağı şakır şakır lavaboya döküyor...

Okulundan, oteline, lokantasından askerine HERKES yapıyor bunu!

Geçen sene 350 BİN tonun sadece 680 toncuğu toplanabilmiş. Gerisi lavabolardan nehirlere, göllere, denizlere dökülmüş.

Olacak iş midir bu?

Aklınız alıyor mu?

Bu nasıl bir vatan sevmezlik, bu nasıl bir hainliktir?

Bu ülke vatan uğruna ölür ama bir bidon yağ biriktirmez.

Bu ülke insanı işsizlikten geberir ama bidon başına 15 liraya tenezzül etmez. Halbuki günde 4 bidon yağ eder ayda 1800 lira. Herhangi bir alışveriş merkezinden rahat rahat toplarsın her gün o kadar yağı.

Benim aklım hakikaten almıyor.

Ev kadınları yapmayacaklardır. Birikmiş yağ fikri tüylerini diken diken eder.

Ama her gün binlerce litre yağ tüketen fast food zincirleri? Tatil köyleri? Yemek fabrikaları?

Hiç mi vicdanınız sızlamaz? Hiç mi döktüğünüz yağlar nereye gider umursamazsınız?

Devletin de umurunda değil.

Ağır yasaklar ve cezalar getirdiler güya. Bugüne kadar tek kişiye ceza kesilmiş değil.

Ve biz neyle uğraşıyoruz?

Aman İsrail şirketlerine sınırımızda mayın aratmayalım, sonra orayı kapıverirler, Almanlar Alanya’da çok fazla ev aldılar, yoksa orayı Berlin mi yapacaklar, Rumlar Paskalya’larda çok fazla gelmeye başladılar yoksa kötü niyetleri mi var, ay Ermenilere soykırım, tehcir yaptık demeyelim sonra gelirler mallarına el koyarlar..

Beri yanda memleket zaten gitmiş kimsenin haberi yok!

Pis olsun ama bizim olsun. Kafa bu!

Aferin. Otur. Sıfır.

Mutlu Tönbekici - 2009.12.18 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder