13 Aralık 2009 Pazar

Ölümüne umudu yitirmek

Dün, bir hanımefendi aradı. Çok kibar bir konuşma tarzı vardı. Orta yaşın biraz üstünde olduğunu tahmin ediyorum. Ancak söyledikleri beni her bakımdan çok üzdü.

“Herhalde çok mutlusunuzdur” diye söze başladı. “Otobüste atılan molotof kokteyli nedeniyle yanan kız öldüğü için herhalde çok mutlusunuzdur. Zira siz sadece Kürtler için üzülürsünüz. Türk düşmanlığınız anlaşılır gibi değil...”

Bu denli yanlış anlaşılmaktan ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Hiç bir halkın düşmanı olmadığım gibi hiçbir halkı da kayırmıyorum. Burada defalarca şehitlerimiz, öldürülen sivillerimiz adına da yazdım. Bu kirli savaşta ölen, öldürülen herkes adına yazdım. Derdim onun canı bunun canı değil. Hepimizin canı. Hepimizin barışı. Hepimizin mutluluğu. İdi.

Fakat en çok bu iki gün üzüldüm. En çok bu iki gün kahroldum. Önce insanlar sokaklara çıktı, Diyarbakır’da 23 yaşında bir Kürt genci polis kurşunuyla öldü. Sonra otobüse atılan molotof kokteyli nedeniyle yanan 17 yaşındaki Serap kız öldü. Sonra da Tokat... 7 Türk genci şehit oldu. 26 yıllık manzarada değişen hiçbir şey yok...

Diyarbakır’daki kurşun, İstanbul’daki molotof kokteyli, Tokat’taki saldırı sadece 9 gencecik cana mal olmadı. 9 can artı koca bir ülkenin zaten zor bela yeşermekte olan umuduna mal oldu. Koca bir ülkenin geleceğine mal oldu. Koca bir ülkenin barışına mal oldu.

Kederimi kelimelere dökmekte zorlanıyorum. Kendimi bildim bileli süren bu savaşın, bu itişin, bu kakışın biteceğine dair umudumu hiç bu kadar yeşertmemiş ve ardından da hiç bu kadar ölümüne yitirmemiştim...

Belli ki bu savaş bitmeyecek, bitirilmeyecek. Bu kadar konuşup yazmaya karşın karanlık güçler, karanlık odaklar durmayacak. Canımız daima tehlikede, yüreğimiz daima ağzımızda, içimiz öfke ve buruklukla yaşayacağız. Kimi otobüslerde, kimi dağlarda, kimi nöbetinde gidip duran canlara ağıt yakıp duracağız...

Tokat’taki baskını kimin yaptığı sorgulanıyor. PKK’nın olmayabileceği söyleniyor. Doğrusunu isterseniz kimin yaptığının çok önemli olmadığını düşünüyorum. Diyelim ki PKK değil de başka bir örgüt. Ne olacak? Kim inanır? Kim “ha tamam o zaman, açılıma devam” der ki.. Demez.

Belli ki bu ülkede terör hep devam edecek. Belli ki biz bir terör ülkesi olarak var olmaya... veya daha doğrusu “yok” olmaya devam edeceğiz... İçin için sigara gibi yanarak.

Mardin taraflarında oturan Kürt arkadaşımla konuştuk az önce. O da en az benim kadar şaşkın ve üzgündü.

“Barış başlayamadan bitti galiba” dedi... Üzüntüsünde o kadar samimiydi ki çok sevdiği şehrini, hatta ülkesini bile terketmeyi aklından geçirdiğini söyledi.

Artık bundan böyle ne söylenebilir ki? İzmir’de konvoya taş attı diye kim nasıl eleştirilebilir ki... Hakkari, Şırnak ve Ağrı’da sokağa çıkıp 17 santimetrekare için ortalığı birbirine katan adam ne kadar ikna edici olabilir ki? Üstelik Kürtlerin büyük çoğunluğu da bu sokak eylemlerinden rahatsızken. Habire “dağa çıkarız haa” layan bir DTP niye kapatılmasın ki? Mesele dağa çıkmak değil insanları dağdan indirmek iken, bu mudur söylenecek laf? Dağa piknik yapmaya, mantar toplamaya çıkacak değiller herhalde. Terörle mi tehdit ediyorsun terörden bu kadar çekmiş bir ülkeyi? Hem de bu günde? Bu süreçte?

Yazık oldu. Koca ülkeye yazık oldu. En çok da Mardinli arkadaşım gibi mahalle baskısı yüzünden sesini çıkartamayan ama olup bitene kızan “sessiz çoğunluk” a yazık oldu.

Mutlu Tönbekici - 2009.12.09 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder