13 Aralık 2009 Pazar

Jandarma

Haftalık olağan savcılık ifadem için jandarmaya gittiğimde gördüm. Çerçeveleyip duvara asmışlar; ideolojik mesajı bir yana, esprili bir fotoğraf. Arkada İngilizce, Almanca, Rusça karman çorman tabelalar, lowest price, special sale, juwelier vs., belli ki bir turistik beldemiz; önde ezik bir gülümsemeyle iki jandarma eri. Yabancı kültürün yurdu istila edişini anlatıyormuş. Jandarma, doğal olarak, yurt savunmasında.

Bir kere kavram kargaşasına dikkat ediniz. Turistik piyasada yabancı dilde tabela başka şeydir, yerli piyasaya hitap eden Bağdat caddesinde yabancı dilde tabela başka şeydir. Birincisi ticaretin gereğidir; onu bırak nezaketin gereğidir. Müşterine kendi dilinde hitap edersin tabii. Trabzon’u bir ara Gürcüce dükkân tabelaları istila etmişti; Trabzonluların milli hislerine bundan bir zarar geldiğini sanmam. Juwelier kelimesi de, merak etmeyin, Türkçeye girmedi; bin tane dükkâna da yazsalar girmez.

Öbürü daha tuhaf bir hadisedir. İçinde evet züppelik vardır; yerli kültüre karşı bir bıkkınlık veya tatminsizlik hissi de vardır. Ulusal kimliğin dokusundaki bir gevşemenin işaretleri vardır. Ayrıntısını başka zaman daha derli toplu konuşuruz. Şimdilik jandarmaya bundan ne diye sormakla yetinelim. Senin tüketici sınıfların topyekûn yerli kültürden bıkma emareleri gösteriyorsa, sen düşün ki o kültürü kim nasıl böyle bıktırıcı hale getirdi ve tekrar cazip hale gelmesi için ne yapman gerek, değil mi?

Kültür istilası derken şunu da unutmamalı. Elin Fransız subayı gelip 1846 yılında Devlet-i Aliye’nin ordusunda gens d’arme (/jandarm/, eski telaffuzuyla /jandarmä/) diye bir teşkilat kurduğunda yabancı kültür istilası mıydı değil miydi? Ya bunların kafasına güneybatı Fransa’nın köylü takkesi olan bereyi taktıklarında ne oldu?

Gens Fransızca adamlar ya da erat demek, arme da silah. Gens d’arme, “silahlı birlikler” olur aşağı yukarı. Yeniçeriliğin lağvından sonra memleketin başına zorunlu askerlik belası çıkınca mecbur olmuşlar köylerde asayişi sağlamak için bir de jandarma kuvveti kurmaya. Şaşılacak şey ki, bilinen ilk Kürt isyanı da tam aynı yıllara denk geliyor. Artık tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan, siz karar verin.

Sevan Nişanyan - 2009.12.10 - Taraf Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder