24 Kasım 2009 Salı

Salonsuz kültür başkenti

Ayazağa'daki konser salonu inşaatı yıkılıyor, Kıraçlar'ın projesinde umut kalmadı, AKM hâlâ kapalı... Bu arada kimse farkında değil ama Sütlüce Kongre Merkezi'nde, akustiği çok iyi olan büyük bir salon var
Sütlüce hazır dururken İstanbul Devlet Opera Balesi ile Devlet senfoni Orkestrası salonsuzluktan kıvranıyor.

Ellerinden kayıp giden bir başka filarmoni salonunun ardından, İstanbullu müzikseverler bir bardak soğuk su daha içsinler. Önce bu sayfalarda Cem Erciyes yazdı, hani şu kavuşmayı yıllardır beklediğimiz Maslak’taki salonun akıbetini. Meğer biz İstanbullu müzikseverler, bitirilmesi yılan hikâyesine dönmüş filarmoni salonumuza kavuşmayı beklerken, Kültür Bakanlığı’nın da taraflarından biri olduğu anlaşmalar sonucunda yapının bir ‘Black Box’ ve dev bir alışveriş merkezinden oluşan bir ‘çağdaş tüketim külliyesi’ne dönüştürülmesine karar verilmiş! İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı el ele verip, nitelikli kültür-sanat kaygısından tamamen uzak, rant hırsıyla kararlar alıp sonunda İstanbul’u,’filarmoni salonu bulunmayan bir kültür başkenti’ haline dönüştürmeyi başarmış bulunuyorlar!
Rahmetli Nejat Eczacıbaşı tarafından hayal edilip, Leipzig Gewandhaus Konser Salonu örnek alınarak projeleri çizilen ve Arup tarafından akustiği yapılan muhteşem bir sanat mabedi olacakken Nejat beyin aramızdan ayrılışının ardından İKSV ve gelip geçen hükümetler arasında ‘yap-yapamam’ çekişmesine kurban gitti bu talihsiz salon. Geçen yıl, Hüsnü Özyeğin’in projeyle ilgilenmesiyle umutlandık ama bu iyi niyet belli ki ekonomik krize takıldı. Ertuğrul Günay’ın projeyi sahiplenmesine sevinmiştik. Ama meğer Kültür Bakanı olarak İstanbul’a bir alışveriş merkezi daha kazandırılması açısından ilgileniyormuş Maslak’la!
Oysa Birinci Ordu, Nejat Eczacıbaşı’nın talebi üzerine, Kenan Evren zamanında, kültür ve sanatın hizmetine verilecek olması şartıyla bu araziyi elinden çıkarmıştı. Şu halde, Hıncal Uluç’un geçen hafta köşesinde yazdığı gibi, Birinci Ordu’nun, kendilerine verilmiş bu sözü gerekçe gösterip arazisini geri isteme hakkı doğmuş olmuyor mu?
Bir an için AK Parti Türkiye’sinde yaşadığımızı düşünüp, realist olmaya çalışalım ve bu geniş araziye talip olan firmanın, parasını kısa yoldan çıkarabilmek için, konser salonunun dışında buraya ayrıca rezidanslar veya alışveriş merkezi yapma hakkına sahip olabileceğini düşünelim. Peki, yıllardır tamamlanmayı bekleyen, kaba inşaatı bitmiş filarmoni salonumuzdan ne istediler? Proje bittiğinde, ‘Black Box’u gösterip ‘işte beklediğiniz konser salonu, buyurun’ diyecekler herhalde. Öte yandan, Eczacıbaşı Grubu’nun tavrı ne olacak bu konuda? İKSV’den sonra en önemli projesi diyebileceğimiz Maslak için sürece müdahil olmayı düşündüler mi? Bir büyük rüya dozerle yerle bir edilirken ne hissedecekler? Nejat Eczacıbaşı’nın isminin binalardan birine verilmesiyle mi yetinecekler?

Filarmoni yerine ‘black box’
Kültür Bakanlığı ‘kriz ortamında salonu bitirmeye talip çıkmadı, biz de böyle bir çözüm bulduk’ diye kendisini savunacaktır kuşkusuz. Ama İstanbullu sanatseverler eminim yıllardır hayalini kurdukları konser salonlarına kavuşmak için ekonomik krizin durulmasını da bekleyebilirlerdi. Neydi bu acelenin sebebi? ‘Black Box’ denilen tiyatro-performans-pop/rock konserleri mekânının bir benzeri örneğin Münih’in Gasteig adlı ünlü kompleksinin içinde yer alıyor. Orada 2 bin 500 kişilik bir filarmoni salonunun yanı sıra 250 kişilik bir de ‘Black Box’ vardır. Benzerleri dünyanın hemen her tarafında bulunabilir. Yani sizin anlayacağınız, Filarmoni Salonu projesi yükselmişken yere çakıldı, şimdi ‘kara kutu’nun açılması bekleniyor!
Şehrin son yıllarda kültür-sanat alanında aldığı ilk darbe değil bu. İstanbul’a Pera Müzesi’ni kazandıran İnan Kıraç, iki yıl kadar önce Tepebaşı’ndaki TRT binası ve yanındaki katlı otoparkı yıkıp, Bilbao Müzesi ve Walt Disney Konser Salonu’nun mimarı Frank Gehry’nin tasarımıyla, modern bir filarmoni salonu inşa edecekti. Projeler hazırlanmıştı. Başbakan bir akşam özel olarak Tepebaşı’na gelmiş ve projeleri dikkatle incelemişti. TRT’ye derhal taşınması talimatı verildi. Ama ne olduysa TRT o binadan bir türlü çıkarılamadı. İnan Kıraç da küsüp projenin peşini bıraktı. TRT o estetik harikası (!) binasında hâlâ çalışıyor.
Sanatsever İstanbulluların çilesi anlatmakla bitmez. AKM, Murat Tabanlıoğlu’nun gönüllü projesiyle modern bir hale bürünecek derken, geçenlerde açıklanan bir haberle, yapılacakların tadilattan ibaret kalacağını öğrendik.
‘Filarmoni salonu bulunmayan kültür başkenti’ dedik İstanbul için ama Büyükşehir Belediyesi gözlerden uzak tutmak için elinden geleni yapsa da İstanbul müthiş bir konser ve opera (evet yanlış okumadınız opera!) salonuna kavuştu geçenlerde. Viyana Filarmoni Orkestrası’nın İstanbul’da bu işe uygun olabilecek tüm mekânları gezip, gelecek yılın haziran ayında konser vermek üzere aralarından seçtiği Sütlüce Kültür ve Kongre Merkezi’nden bahsediyorum. Belediyenin Lütfi Kırdar’a rakip olsun diye çıkardığı anlaşılan (Buradaki etkinliklerden Lütfi Kırdar’ın talep ettiği rakamları istiyorlar çünkü) bu bina aslında iddialı bir filarmoni salonundan başka bir şey değil! Bunu ben değil o sahnede bu yılki Su Kongresi sırasında bir konser veren Tekfen Filarmoni Orkestrası üyeleri dile getiriyor. Konuştuğum üyelerin hepsi 3 bin kişiyle dolu Haliç Salonu’nda verdikleri konserde salonun akustiğinden çok etkilendiklerini söylüyor. Haliç’in zemininin halıyla değil parkeyle kaplı olması da yapım sırasında akustik kaygıların gözetildiğini ispatlıyor.

Opera da sahnelenebilir
Sahnede orkestra çukuru da var yani opera salonu olsun bilinciyle inşa edilmediyse bile (ki o bilinçle yapıldığını sanmıyorum) burada en azından bazı modifikasyonlar yapılarak opera da sahnelenebilir gibi gözüküyor. Konuştuğum İstanbul Devlet Opera Balesi Müdürü Suat Arıkan Sütlüce ile hiç ilgilenmediklerini söylerken İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Müdürü Gülten Çapan, salonsuzluktan kıvrandıkları şu dönemde sezon programını yaparken konunun üzerine epeyi gittiklerini ama Sütlüce’nin ışık ve ses sistemlerinin o tarihte henüz ihalesi yapılmadığı için ilerleme kaydedemediklerini belirtti. Bugünlerde salonda AKP’nin toplantıları düzenleniyor.
İzmir Belediyesi çok doğru bir kararla, Saygun Konser Salonu’nu İzmir Devlet Senfoni’ye tahsis etti. İstanbul Belediyesi de, salonsuz kalan İDSO ve İDOB’a AKM yeniden açılana kadar, altyapısını tamamlayacağı Haliç Salonu’nu bedelsiz tahsis etmelidir.

Serhan Bali - 2009.11.24 - Radikal Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder