26 Kasım 2009 Perşembe

Misket

Ahmet Vefik Paşa “18 dirhemlik mermi atan tüfek” demiş, misket tanesi de bunun mermisi. Bir dirhem 3 küsur gram olduğuna göre yaklaşık 60 gramdan söz ediyoruz. Şemseddin Sami “geniş çaplı eski bir cins tüfeng” diyerek onu desteklemiş. 1945’e gelindiğinde anlamın genişlediğini görüyoruz. TDK Sözlüğün birinci baskısına göre “bomba ve şarapnellerin içindeki demir tane.” “Çocukların oynadığı bilya” anlamı ilk kez 1974 baskısında görülüyor. Bu da hayret edecek bir şey. Çünkü 1974 baskısı özellikle gözü dönmüş bir elitizmin eseridir; halk kullanımına dair hiçbir şeye yer vermemeye adeta yeminlidir.

Fransızcası mousquet, daha önceleri mousquette (/musket/). Fransa’da 1570 civarında icat edilmiş; Osmanlı ordusunda 1590’larda kullanıldığına dair delil var. Nihai kökeni İtalyanca moschetto, yani “sivrisinek”. Daha önceleri İtalya’da mekanik ok atma aygıtının adıymış. O aletin Türkçesi de zemberek’tir. Farsça zenburek = arıcık yani.

Üzüm cinsi olan öbür misketin bununla alakası yok. Orada da ilginç bir Doğu-Batı paslaşması görülüyor. Misk bir kere Arapça. Esasen “tutam” demek, ikinci olarak da bir tür balinanın midesinden çıkan güzel kokulu mumumsu maddenin adı. Misket bundan ism-i merre: “bir parça misk”. Türkçede de bu anlamda bazen kullanılmış. Öte yandan Avrupalılar o kokulu nesnenin adını Arapçadan alıp musc/mosca/musk etmişler. Misk gibi kokan bir üzüm cinsine de Ortaçağdan beri Fransızca muscat veya İtalyanca moscato adını vermişler. Meninski’ye göre İstanbul’da bu üzümden yapılan şarap daha 17. yüzyılda bilinirmiş. Tatlı ve kokulu İtalyan şarabına Türkçede misket denir diyor, sene 1680’de.

Osmanlı’da şeriat uygulanmıyor muymuş ne?

Sevan Nişanyan - 2009.11.26 - Taraf Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder