5 Kasım 2009 Perşembe

'Frenklerin fodullukları boldur'...

Bu köşenin sürekli okurları, özellikle pazar günleri zaman zaman yazdığım popüler bilim yazılarının meraklıları hemen hatırlayacak, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü (başka pek çok etmenle birlikte elbette) Osmanlı’nın bilim eğitiminden kopmasına bağlayanlardanım.

Bu köşede birkaç kez, her bakımdan Osmanlı uygarlığının doruk noktası olarak kabul etmemiz gereken Kanuni Sultan Süleyman döneminin ünlü Şeyhülislam’ı Ebu Suut Efendi’nin medreselerde matematik ve geometri gibi pozitif bilimlerin okunmasına artık gerek olmadığını, Osmanlı’nın bir cihan imparatorluğu olarak dünya üzerindeki hakimiyetini tam olarak sağladığını, o yüzden bundan böyle sadece İslami bilimlerin eğitiminin yeterli olacağını

söyleyen fetvasından bir dönüm noktası olarak söz ettim.

Tabii bu fetva elbette bir dönüm noktasıdır ama bir yanıyla da sembolik bir dönüm noktasıdır bu. O yazılarda dile getirdiğim görüşler kendi çapında küçük bir tartışmaya neden olmuş, benim bu görüşüme itiraz edenler olmuştu. İtirazcılar içinde en güçlü isim, bilim tarihi konularının, özellikle Türk/Osmanlı ve İslam bilim tarihinin tartışmasız en önemli akademisyeni olan, halen de İslam Konferansı Örgütü’nün Genel Sekterliği’ni yürütmekte olan Prof. Dr. Ekmelettin İhsanoğlu idi.


Esasen Osmanlı’nın Batı’da rönesansla birlikte hızlı bir atılıma giren bilim ve bilimsel düşüncenin gerisinde kaldığına, bu bilimsel düşünceye dayalı mühendislik ilerleme sağlayamadığına ve başta askeri teknoloji olmak üzere pek çok iktisadi faaliyet alanında rekabet edemez hale geldiği tartışılan bir konu değil. Bunlar zaten hayatın gerçekleri.

Tartışılan, bu geri kalma halinin sebepleri ve başlangıç noktası. Çünkü Osmanlı, belli bir zaman dilimine kadar hiç kuşku yok dünyanın en ileri bilim ve teknolojisini uygulayan, bunu iktisadi faaliyetlerin her alanına yayabilen bir uygarlıktı.

O kadar ki, mesela meşhur Takiyeddin Efendinin İstanbul’da bugünkü Taksim meydanı civarında bir yerde kurduğu rasathanesi, Batılı çağdaşlarıyla aşağı yukarı aynı zamandadır ve üstelik Takiyuddin’in teknolojisi, onun Batılı çağdaşı olan Tycho Brahe’den geri değil ileridir. Astronomi alanında kullandığı matematik de daha ileridir Takiyeddin’in.

Ama biliyorsunuz rasathane sadece 7 yıl yaşar, 1573’te çalışmaya başlayan rasathane 1580’de dini gerekçelerle yıkılır.

Takiyeddin devam etse, bayrağı öğrencilerine devredebilse, güneş merkezli gezegenler sistemini belki kendi gözleriyle görecek, bu sistemi dünyaya tanıtacak, bugün bilim dünyasında Kopernik ve Galile’nin haklı olarak kapladıkları yer kadar yer alacaktı.


Oysa bakın ne oldu? Batıda dünya merkezli bir evren yerine güneş merkezli bir gezegenler sistemi teorisinin kabul görmesi için din dışı bir bilim gelişmesi gerekti.

Bu din dışı bilim yerleşti, güneş merkezli sistem hakkında kitaplar yazıldı, basıldı. Bu kitaplardan bir tanesi, Paris’te 1641’deki basımından da 19 yıl sonra 1660’da Osmanlı astronomu Zigetvarlı Tezkereci Köse İbrahim Efendi tarafından tercüme edildi. Tercüme eseri eline alan zamanın Müneccim Başı’sı Mehmed Efendi, kitabı küçümserken ‘Frenklerin böyle fodullukları boldur’ dedi!

Sakın okurken ‘Müneccimbaşı’yı küçümsemeyin, bu görev Osmanlı’nın en önemli bilimsel üst düzey görevlerinden biriydi ve müneccimbaşı aslında ‘baş astronom’du, bir anlamda devletin ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün başındaki adamdı.


Ama Allahtan bizim dinimiz dünyanın evrenin merkezinde yer alıp almaması gibi bir konuyla pek ilgilenmez, o sayede kitap Osmanlı’da yasaklanmadı, okunabildi, ilgilileri güneş merkezli gezegen sistemi hakkında dünyayı biraz gecikmeyle de olsa takip edebildi.


Peki ben bütün bu bilgileri nereden aldım da yazıyorum? 2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Prof. Dr. Halil İnalcık ve Prof. Dr. Günsel Renda’nın editörlüğünde yayınladığı iki ciltlik devasa ‘Osmanlı Uygarlığı’ adlı kitaptan, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu tarafından yazılan ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Bilim’ başlıklı

makaleden yararlandım.
İyi pazarlar.

İsmet Berkan - 2009.11.01 - Radikal Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder