9 Kasım 2009 Pazartesi

El Beşir davet edilmemeli, tutuklanmalı

İşte yine geliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICC) hakkında tutuklama emri çıkardığı Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir, İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) İstanbul’daki toplantısına davet edildi. El Beşir geçen yıl Türkiye’yi iki kez ziyaret etmiş, ulusal ve uluslararası protestolara rağmen Türk hükümeti savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu olduğundan güçlü kuşku duyulan bir şahsı ülkeye sokma politikasını hiçbir şekilde değiştirmek niyeti taşımadığı izlenimi vermişti.
İlk önce gerçekler. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2003-2008 yılları arasında, Sudan’ın silahlı grupların merkezi hükümete kafa tuttuğu Darfur bölgesinde 300 bin insan öldürüldü. Bu asilere karşı yürütülen savaş, örgütlü silahlı gruplarla yakın olduğu düşünülen sivil Darfur nüfusuna yönelik yasadışı saldırıları da içeriyordu. Mart 2009’da ICC, Sudan’ın yasal ve fiili devlet başkanı, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin de başkomutanı sıfatıyla El Beşir’in, söz konusu savaşın planlanması ve uygulanmasını koordine eden şüpheli olduğu sonucuna vardı.
ICC’yi kuran Roma Anlaşması’nı bugüne kadar 110 ülke onayladı. Mahkeme, ulusal hukuk sistemlerinin müdahale etmeye muktedir veya niyetli olmadığı durumlarda devreye giriyor ancak. Mahkeme yetkisini, ICC’nin üyesi olan bir devletin toprakları üzerinde veya o devletin bir uyruğu tarafından işlenmiş suçlara karşı otomatik
olarak kullanabiliyor. ICC üyeleri mahkeme ile işbirliği yapmak, sözgelimi mahkeme istediğinde şüphelileri teslim etmek zorunda. Erdoğan’ın 2004’te verdiği sözlere rağmen Türkiye henüz Roma Anlaşması’nı onaylamış değil.
İkinci nokta etik. Dünyanın her köşesinde insanlar, Avrupa Birliği’ne katılmayı isteyen Türkiye’nin, El Beşir’in elini kolunu sallayarak gelip gitmesine izin verip AB’nin temel değerleri hilafında hareket etmesinin nasıl mümkün olabildiğini soruyor. Başbakan Erdoğan, bir yandan dünyanın geri kalanını Gazze Şeridi’nde insanlığa karşı suç işleyen İsrail’e karşı fazla yumuşak davranmakla suçlarken, Darfur’daki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı uluslararası adaletin karşısına çıkmaktan kaçan bir şahsı nasıl ağırlayabiliyor? BM Güvenlik Konseyi’nin üyesi olarak Türkiye’nin, bütün Konsey üyelerinin El Beşir’in tutuklanması yönündeki
açık çağrılarını görmezden gelmesi ve Roma Anlaşması’nın tarafı olsun-olmasın bütün ülkelerden ICC ile ‘tam işbirliği’ talep eden 1593 sayılı Güvenlik Konseyi kararına uymaması nasıl mümkün olabiliyor?
Bu çifte standart, iktidardaki AKP ile Sudan rejimi arasındaki bir tür arızalı Müslüman dayanışmasına atıfta bulunularak izah ediliyor sık sık. Bunun ötesinde analistler, Ankara’nın El Beşir’i en son buyur edişinin arkasında en az ideoloji kadar ekonomik çıkarların da yattığını söylüyor. Birkaç gün önce The Wall Street Journal Türk bakanların, iki ülke arasında hızla artan ticaret hacmine dair söylediklerini ve bu konuda verdikleri örnekleri aktardı. Buna göre Türk şirketleri Sudan ordusu için üniforma üretiyor ve Sudan başkenti Hartum’da milyarlarca dolarlık anlaşmalar için sıkı lobi faaliyeti yürütüyor. Gazeteye bakılırsa, bu işin içindeki Türk işadamlarının birçoğu AKP’ye yakın.
Lamı cimi yok: El Beşir’in Türkiye ziyaretlerine dair süregiden yaygara, ülkenin uluslararası konumunu ve itibarını zedeliyor. Bu acayip ve zarar verici durumdan kurtulmak için Türkiye şu süreci en kısa zamanda hayata geçirmeli: 1. Şu andan itibaren Sudan Devlet Başkanı’nın kesinlikle hoş karşılanmayacağını açıkça ortaya koymak.
2. Gelecekte Türkiye’ye girdiğinde ve girerse El Beşir’i ICC’ye teslim etmek. 3. Roma Anlaşması’nı onaylamak ve ICC’nin hukuki yetkilerini tanımak.
Türkiye dürüst demokratlarla dayanışma göstermeli, sahtekârlarla değil.

JOOST LAGENDIJK - 2009.11.08 - Radikal Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder