16 Kasım 2009 Pazartesi

Abdestli kapitalizm...

“Peki, Kuran sizce kapitalizme mi yoksa sosyalizme mi yakındır?”
Yazar İhsan Eliaçık, MÜSİAD’ın kurucu başkanı Erol Yarar ile birlikte katıldığı ‘Karşıt Görüş’ programında, Balçiçek Pamir’in sorusuna cevaplarken en ihtimamlı sözcükleri seçti.
Kuran’ın sosyalizme yakın olacağını, hiç değilse kapitalizme uzak olacağını, hele ‘abdestli kapitalizme’ ile hiç uzlaşamayacağını anlattı. Elbette, Burberry’s kravatıyla programa katılan, Müslümanların zenginleşmesinin İslamiyetin başına gelecek en iyi şey olduğuna inanan Yarar, olaya “Komünist komünist konuşma!” tarzında yaklaştı.
Eliaçık, ‘yoksulun zengin malında hakkı’ olduğunu ve ‘eşitleninceye kadar vermek gerektiğini’, ‘sadakanın yoksulluğu yeniden ürettiğini’ anlatırken, Yarar hâlâ “Veriyoruz ya işte malımızın 40’da birini zekât olarak” savunmasını yapıyordu. Programın kilit noktasına böylece gelindi. Ama önce bir kısa bilgilendirme.

Ebu Zer ve isyan hakkı
Eliaçık, İslami hareket içinde “Yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından sıyrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyen insanın aklına şaşarım!” diyen, Peygamber’in ‘kardeşim’ dediği Ebu Zer’in fıtratından geliyor. Marksizme yakınlığıyla bilinen ve İslam dininin devrimci yanını öne çıkaran İranlı düşünür Ali Şeriati’nin geleneğinden.
Bu sebeplerle Eliaçık, Türkiye’deki sermayeyi ve siyasi iktidarı büyük bir hınç ve hırsla ele geçirmek isteyen ‘ekibin’ pek görmek istemediği bir yüz. Hayattaki söz hakkını vicdandan, eşitlikten yana kullanıyor. Daha açık söyleyeyim:

Artı değer ve Kuran
İslami çevrelerin son derece belirsiz bir biçimde sarf ettikleri ve AKP’nin adında da geçen ‘adalet’ kavramını ‘eşitlik’ olarak da yorumlayan, bu nedenle de ‘İslami muhafazakâr’ çevrenin hazzetmeyeceği bir insan.
İslami çevrenin yazarlarını, söz söyleyenlerini topyekûn gerici sananların mutlaka tanıması gereken bir yazar. ‘Abdestli kapitalist’ de kendisine ait bir kavram. Kapitalizmin, abdest suyuyla meşrulaştırılmasına karşı çıkıyor. Ne ki referansları İslami kaynaklar.
Örneğin Yarar, “Ne yani? Zenginliği de yoksulluğu da Allah vermiyor mu?” deyince, Kuran’da da maalesef adlı adınca ‘artı değer’ kavramı geçmediği için konuyu ‘İslami bozulmayla’ anlatmak zorunda kalıyor. Neyse...

Müslüman aydının kırgınlığı
Geldi çattı programın kilit anı. Eliaçık dayanamadı ve şöyle dedi:
“Bakın, ben 80 darbesinde Mamak’ta yattım. 28 Şubat’ta da hakkımda onlarca dava açıldı. Ama biz bunları böyle olsun diye yapmadık!”
Eliaçık’ın kırgınlığı çok tanıdık. Cumhuriyet gazetesi taşıdığı için vaktiyle dayak yiyenler İlhan Selçuk’un ‘İşkencecimi affediyorum’ yazısına nasıl kırıldıysa, Deniz Baykal’ın konuşmalarında, sosyalist ya da sosyal demokrat mücadeleyi taşra şehirlerinde canı pahasına vermiş eski CHP’liler nasıl kırılıyorsa, o da belli ki aynı yerinden kırgın.
AKP ile cisimleşen kapitalist hırsın İslami hareketi ele geçirişini, adalet kavramı üzerine düşünen insanların bir anda ihale peşine düşüşünü, insanların camiye bir ekonomik ağın dışında kalmamak için gidişini gördükçe kalbi kırılıyor olmalı. Bunu anlıyor ve insanlığın vicdansız aynasına bakılırken ben de aynı yerimden kırılıyorum. Ama merak ettiğim bir şey var.

Müslüman aydın! Konuş!
Neredeler? Ebu Zer’in yoldaşları, Ali Şeriati’nin Türkiye’deki öğrencileri, Dior örtülerin, Versace kravatların ardında yeniden üretilen eşitsizliğin karşısında, ‘bahçe sahiplerine’ karşı, neredeler? Bu soruyu sevgili Cihan Aktaş’a ve Ümit Aktaş’a da sormuştum.
Yoksa İsmet Özel’in bu manzaraya bakıp söylediği gibi ‘toparlanıp gittiler’ mi? Telefon kablolarından hayatlarımıza girildiği, ‘lüks İslami hayat’ sitelerinin cam duvarlarla yoksullardan ayrıldığı, bunlara yapılacak muhalefetin sınırının bile iktidar tarafından belirlendiği bugünlerde... Neredeler? Tenezzül etmiyor olabilirler, anlarım, ama bugünlerde onların yeri, ana akım medyadır. Konuşmalılar. İnançlıların, sermaye hırsıyla çıldırmış bu ‘ekipten’ ibaret olmadığını söylemeliler.

Ece Temelkuran - 2009.11.13 - Milliyet Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder