27 Ekim 2009 Salı

Toni bileyır da bizimkiler neden bilemeyır

Tony Blair, başbakan olduğu zaman böyle bir şaka türemişti. Aradan yıllar geçti ve bu şaka tekrar aklıma geldi.

Çünkü gerçekten de Tony Blair’in ve İngilizler’in yaptığını biz başaramadık.

Onlar IRA meselesini bitirdiler, biz bitiremedik.

Hatta yüzümüze gözümüze bulaştırdık denebilir.

Galiba mesele aramızdaki medeniyet farkında...

Türk, Kürt, Arap, Fars, Pakistanlı, Hintli, İranlı, Afgan oldunuz mu, diyalog ve çözüm yeteneğinizi yitiriyorsunuz.

Süreç, karşılıklı böbürlenmelere, horoz dövüşüne, gösterişe ve kavgaya gidiyor.

Buna karşılık Batı ulusları, her işi usulüne göre ve makul bir çizgide götürme yeteneğine sahipler.

***


Eğer bir grup PKK’lının teslim süreci İngiltere’de işleseydi bakın neler olurdu.

Bir açılım yapmadan önce hükümet aylarca, hatta yıllarca plan üzerinde çalışır, eksiğini gediğini tamamlardı.

Daha sonra konuyu muhalefet liderleriyle görüşürdü.

Muhalefet, planın hatalı yönleri konusunda hükümeti uyarır, gerekli yasal değişiklikleri hep birlikte yapmayı teklif ederdi.

Bu süreç boyunca İngiliz gazete yazarları, barış için yüzde 1 ihtimal dahi varsa buna şans tanırdı.

Ve görüşmelerin çoğu kapalı kapılar ardında götürülürdü.

IRA ve Sinn Fein bu fırsatı, “Gördünüz mü nasıl canınıza okuduk” böbürlenmesine sokmaz, böyle bir akılsızlık yapmazdı.

Ama biz makulü değil, kör dövüşünü arayan bir ülke olduğumuz için işler eskisinden de berbat bir hale geldi.

Kısacası onlar çözdü biz çözemedik.

Apo’yu paşa yapmanın bile teklif edildiği bir cinnet ortamına sürüklendik.

***


Hükümetin teslim sürecini bu kadar kötü yönetmesini anlamak mümkün değil.

Zekat toplama işlerini çok iyi beceriyorlar ama nedense bu konularda hiçbir becerileri yok.

34 PKK’lıyı Irak’tan alıp helikopterle getirsen, bilinmeyen bir yerde sorgulasan, sonra iş soğuyana kadar bir hafta on gün zaman kazansan olmaz mıydı?

Türkiye bu gerilime girmek zorunda mıydı?

Yazık, çok yazık!

Benim askerde çocuğum, yakınım yok ama bu işler sürdükçe hayatını kaybedecek binlerce gencimiz için yüreğim yanıyor.

Bu topraklarda barış ne belalı şeymiş!

Zülfü Livaneli - 2009.10.24 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder