12 Ekim 2009 Pazartesi

Orhan Pamuk'a dava açmak serbest mi?...

Dünyaca ünlü, Nobelli yazarımız Orhan Pamuk, ‘Kar’ isimli romanıyla ilgili olarak İsviçre’de yayımlanan ‘Das Magazin’ adlı yayına bir mülakat verir. Derginin 5 Şubat 2005 tarihli nüshasında yayımlanan mülakatta Orhan Pamuk’un söylediği cümlelerden biri de şudur: “Burada 30 bin Kürt öldürüldü, 1 milyon da Ermeni. Ve neredeyse kimse bundan söz etmeye cesaret edemiyor.”
Bu cümle Türkiye’de de ilk olarak 23 Şubat 2005’te Aktüel dergisinde yayımlanır.
Mülakatın İsviçre dergisinde ve sonra da Türkçe çevirisinin Aktüel’de yayımlanmasından bir yıl sonra, 6 Şubat 2006’da altı Türk vatandaşı, Orhan Pamuk’un bu sözleriyle Türk milletine hakaret ettiğini, kendilerinin de Türk milletinin birer ferdi olarak hakarete uğradıklarını öne sürerek Şişli’deki 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tazminat davası açtılar.
Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı, 28 Temmuz 2006 tarihinde, “Davacıların salt
Türk Milletinin ferdi olmaları nedeniyle yansıma suretiyle kişilik haklarına saldırı olduğunu kabule imkan yoktur” gerekçesiyle ‘aktif husumet ehliyeti yokluğu’ sebebiyle reddetti.
Davacılar temyize gittiler. Yargıtay’ın ilgili dairesi yerel mahkeme kararını teknik sebeplerle bozdu ama yerel mahkeme kararında direndi ve en sonunda dosya Yargıtay Hukuk Daireleri
Genel Kurulu’na kadar geldi.
Hukuk Genel Kurulu, “Anayasa’nın 66. maddesi gereğince, ‘Türk Devletine Vatandaşlık Bağıyla bağlı olan herkes Türktür.’ Kişilerin onur ve şerefleri gibi mensubu bulundukları ve Anayasa ile çerçevesi belirlenmiş bir millete aidiyet duyguları da yukarıda yapılan açıklamalar nazara alındığında, kişilik değerleri kapsamı ve koruma altındadır. Davalı tarafından söylendiği iddia edilen sözlerin davacıların vatandaşlık bağıyla bağlı bulundukları Türk milletine yönelik olması durumunda, davacıların aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir” diyerek altı davacının Orhan Pamuk’a dava açma hakkı bulunduğunu söyledi.
Orhan Pamuk’un avukatları bu karar üzerine Hukuk Genel Kurulu’na karar düzeltme başvurusu yaptılar. Ama geçen hafta gazetelerde okudunuz, bu başvuru da kabul edilmedi, yani karar kesinleşti.
Gördüğünüz gibi, şu ana kadar Orhan Pamuk’un sözleri hakkında hiçbir şey söylemedim. Çünkü şu ana kadar anlattığım, sözlerin içeriğiyle ilgili değildi ve belki de tam bu sebeple çok daha vahim bir anlama geliyordu.
Bu yargıtay kararına göre, Türklüğe hakaret olduğu düşünülen şeyler konusunda tek tek vatandaşlar da, hakarete uğradıklarını öne sürerek tazminat davaları açabilecekler.
Hayır, her önüne gelen Orhan Pamuk’a dava açamayacak belki, çünkü Pamuk bu çok tartışılan sözleri 2005’te söyledi, şimdi 2009’da ‘Bu sözleri daha yeni duydum’ denilerek dava açılamaz. Ama o altı kişinin Pamuk aleyhine açtığı dava şimdi yeniden başlayacak, mahkeme ilk kez ‘işin esası’na girecek.
Burada vahim olan, Yargıtay’ın ‘dava açma ehliyeti’ni bu denli geniş bir çerçeve içinde (bütün Türk milleti davacı olabilir!) yorumlamış olması.
Geçmişte bir meslek grubuna mensup kalabalık toplulukların toplu halde tazminat davası açmalarına çok tanık olduk. O zaman ortaya atılan iddia, o mesleğin mensuplarına hakaret edildiği, bu yüzden de meslek mensuplarının tamamının hakarete uğradığı için dava açabileceği yönündeydi. Ama ilk kez bir milletin bütün fertlerinin o millete hakaret iddiasıyla dava açabilme hakkından söz ediyoruz. Bu korkunç bir şey. İfade özgürlüğüne karşı da çok büyük bir tehdit.
Orhan Pamuk’u bu ülkeden kısmen de olsa kaçırmayı başardık. O şimdi zamanının büyük bölümünü yurt dışında geçiriyor, Türkiye’ye geliş gidişlerini de pek duyurmamaya çalışıyor.
Şimdi onu, nefessiz bırakmaya, görüşlerini açıklamaktan imtina etmeye, hatta yazı yazamaz hale getirmeye çalışıyoruz.
Pamuk’a karşı biriktirilen kin ve öfke aklımızı öyle başımızdan aldı ki hukukun temel ilkelerini bile unutabiliyor, çok daha yüce değerlerden vazgeçebiliyoruz.
Yazık değil mi bu ülkeye?

İsmet Berkan - 2009.10.12 - Radikal Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder