1 Ekim 2009 Perşembe

İyi tatiller!... Demokrasi & Elektrik...

Şimdi diyorsunuz ki, “Bayram değil, seyran değil, bu adam neden ‘İyi tatiller’ diliyor?”

Anlatayım:

Siyasetçiler dinleniyor.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili dinleniyor.

Yargıtay, Danıştay üyeleri dinleniyor.

Hâkimler, savcılar dinleniyor.

Eskisiyle, yenisiyle askerler dinleniyor.

***


Valiler dinleniyor.

Kaymakamlar dinleniyor.

Emniyet müdürleri, polisler dinleniyor.

Dinleme elemanları bile dinleniyor.

Tapu kadastro müdürleri dinleniyor.

Gümrük müfettişleri dinleniyor.

Dinlenen profesör, rektör arkadaşına soruyor:

“Ne yapıyorsun?”

Rektör yanıt veriyor:

“Dinleniyorum...”

***


Doktorlar dinleniyor.

Mühendisler dinleniyor.

Şarkıcılar dinleniyor.

Sendikacılar dinleniyor.

İş adamları dinleniyor.

Dinlenen iş adamı, yanındaki iş adamını, “Kapat cebini, dinleniyoruz” diye uyarıyor.

Diğer iş adamları onu hep bir ağızdan onaylıyorlar:

“Biz de dinleniyoruz...”

***


Dernek başkanları, yöneticiler dinleniyor.

İktidar yandaşı olmayan gazeteciler, köşe yazarları, yayın yönetmenleri dinleniyor.

Öğrenciler dinleniyor.

Herkes birbirine, “Dinleniyorum” diyor.

Dinlenenlerin dinlendikleri sırada yaptıkları sohbetler gazete sayfalarını dolduruyor...

***


Kısacası artık kimse bu ülkenin sorunlarına kafa yormuyor, konuşmuyor, eleştirmiyor...

Ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerden kurtulmak için çözüm yolu aramıyor, çalışmıyor...

Adeta herkes toplu tatile çıktı; dinleniyor!

“Toplumsal muhalefet” sindi, sustu, köşesine çekildi; dinleniyor!

***


Ne diyeyim; iyi tatiller!

*****


Elektrik ve demokrasi...

Son zamlarla elektriğe bir yılda yapılan zam, yüzde 70’i bulmuş...

Bu yılın başından beri, yani dokuz ayda yapılan zam ise yüzde 40,54!

Peki...

Bu ülkede yaşayan kaç kişinin geliri son bir yılda yüzde 70, son dokuz ayda yüzde 40 arttı?

İşçilerin mi, emeklilerin mi, memurların mı, yeşil kartlıların mı, esnafın mı, tüccarın mı, sanayicilerin mi, bankacıların mı; kimin?

Peki devlet, tekelinde bulundurduğu “mal veya hizmet”lere fahiş zamlar yaparak, vatandaşlarının artmayan gelirlerine göz dikerse, o insanlar yoksullaşmaz mı?

Yoksullaşan insanlar bu durumda ayağa kalkıp devlete, “Baraj havzalarındaki suya mı zam geldi ki sen elektriğe bu kadar zam yapıyorsun” diye sormaz mı?

Sormazsa...

O vatandaşlara “bilinçli vatandaş” denir mi?

Denmezse...

“Bilinçli vatandaş”a sahip olmayan bir ülkede, gerçek bir demokrasinin varlığından söz edilebilir mi?

Mustafa Mutlu - 2009.10.01 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder