19 Ekim 2009 Pazartesi

'Çöplüğün generali'nin ülkesi

Sabah telefonlarım çalmaya başladı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Polis Akademisi’nde düzenlenen, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın da katıldığı ‘Kürt Açılımı’ konulu ‘Çalıştay’ı soruşturuyormuş. TV kanallarından gazeteci meslektaşlarım arıyorlardı. Bu ‘Çalıştay’a katılanlar birisi olduğum için benim de fikrimi soruyorlardı.

Elimde Oya Baydar’ın ‘Çöplüğün Generali’ (Can Yayınları) kitabı, kulağımda telefon. Tam üst üste oturdu. Oya Baydar, bu romanın hayali bir ülkede geçtiği söylüyor. Onun hayali ülkesinde çöplerden bombalar çıkıyor. Cesetler çıkıyor. İnsanlar oraya buraya bırakılan bombalarla yaşamlarını yitiriyorlar.

Oya Baydar, hayali bir ülkeden söz ediyor ama bizler hakiki bir ülkede yaşıyoruz. Hayalle, hakikat birbirine karışıyor. ‘Çöplüğün Generali’ni yazan hayali yazar kayboluyor. Yazdıkları bulunuyor.
Bizim hakiki ülkemizde faili meçhul cinayetler işlendi. Bu insanların birçoğu kuyulara atıldı, isimsiz mezarlıklara gömüldü. Bu ülkenin savcıları, uzun yıllar faili meçhullerin yaratıcılarını sorgulayamadılar. Onun yerine faili meçhullere itiraz edenleri mahkemeye çıkarmayı tercih ettiler.

‘Çöplüğün Generali’ daha önce yaşanmış hayali bir ülkenin romanıydı. Çöplükte bulunmuştu. Yazarı da öldürülmüştü: “Birkaç saat içinde bütün şehir bomba, mermi, silah patlayıcı tarlasına dönüştü. Kötülük çiçekleri, evlerin, gökdelenlerin, iş merkezlerinin, banka kulelerinin, görkemli resmi binaların, anıtların, bütün yapıların boyunu aşıp göğe yükseldi. Şehrin sakinleri kadar tohumları ekenler de çaresiz seyrettiler ölümcül hasatlarını. Sonra bir patlama oldu. İnsan kulağının algılayabileceği seslerin o kadar ötesindeydi ki kimse duymadı. Şehir, içi oyulmuş yaşlı bir ağaç nasıl çökerse öyle ağır ağır çöktü, toprağa ve tarihe gömüldü.”

Yazarın romanındaki son sözlerdi bunlar. Çöplüğün generali, yani üzerinde general kaputuyla çöp toplamaya çalışan çocuk, doğruluyordu bütün olan biteni.

***

Oya Baydar, ‘Çöplüğün Generali’ romanında unutmayı sorguluyor. “Hatırlamak, başkalarına hatırlatmaya, başkalarını uyarmaya, direnmeye yarar” diyor, kahramanının dilinden. “Farkındalık bir ilk adımdır belki” diye sürdürüyor uyarısını.
Telefonlar yeniden çalıyor, ‘Sen misin açılan’ diyerek açılan soruşturmaya cevap yetiştirmeye çalışıyorum. Türkiye’nin unutmakla, hatırlamak arasında geçen yılları gözümün önünden gitmiyor.

Aslında bir hayal ülkesindeki romana benziyor yaşamımız. Çöplüğün generalleri gibiyiz. Ne geçmişle hesaplaşabiliyoruz, ne de bugünü kurmayı becerebiliyoruz.

‘Kürt Açılımı’ diye başladık, demokratik açılıma döndük. Kürt dili ve edebiyatı diye başladık, ‘Yaşayan diller enstitüsü’ne döndük. Geçenlerde Hülya Avşar hakkında soruşturma açıldığında MHP’liler ilginç bir çıkış yapmışlardı, “Asıl soruşturmayı Başbakan’a ve hükümete açmak gerekir” demişlerdi.
Belli ki savcılar da onları dinlemişlerdi. Şimdi soruşturma başladı, bakalım kimlerden hesap sorulacak.

***

Kendimi bazen çöplükte eşinen ‘general’e benzetiyorum. Dönüp aynı noktaya geliyoruz. 20-30 yıl önce ‘Komünizm propagandası’ndan her önüne gelen yazıya soruşturma açan savcıların döneminin sonuna geldiğimizi sandığım oluyor. Hâkimler artık değişiyor ve hukuku demokratik bir ülke inşa edebilmek amacıyla kullanırlar diye hayallere kapılıyorum. Hayallere kendimi de inandırıyorum.

Sonra çöplükte bir bomba patlıyor. Hrant Dink ölüyor. Sonra yüz binler sokaklara dökülüyor. Bu ülkenin onurlu ve vicdanlı insanları da var diyorum. Mutlu oluyorum.

Çöplüğü karıştırdıkça hesabı sorulmamış cinayetlerin, yargısız infazların sorumlularının hâlâ etkilerini sürdürdüğünü görüyor, hayalle gerçek arasında gidip geliyorum.
‘Çöplüğün Generali’ romanındaki idealist doktorun, çöplükten çıkan çocuğu yaşatma azmiyle, kararlılığıyla bakmayı deniyorum dünyaya, yaşadığımız ülkeye. Ortaya bir kolu olmayan, dilsiz bir çocuk çıkıyor, tıpkı ‘Çöplüğün Generali’ gibi.
Oya Baydar’ı okurken, aslında yaakın tarihimizin, içinde yaşadığımız tarihin bir gün tarih olacağını da düşündüm. Bir gün birileri bugünleri bir hayal dünyası diye yazacaklar birçoğuna inanmak istemeyecekler.

Bazı toplantılarda, “Biz yalnızca Kürt dediğimiz ve yazdığımız için ağır ceza mahkemelerinde yargılanmıştık” diyorum. Birçok insan inanılmaz gözlerle bana bakıyor.

“Hatırlamak, başkalarına hatırlatmaya, başkalarını uyarmaya, direnmeye yarar.”
Çöplüğün generali, çöplükten bomba çıkarmaya devam ediyor.

Oral Çalışlar - 2009.10.16 - Radikal Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder