2 Ekim 2009 Cuma

Bernhard mı, böbrek mi?...

Seine Nehri’ni altından aşan metronun kapıları elektronik uyarılarla açılıp kapandıkça, vagondaki yolcu profili de değişiyor. Metroyu sadece hızlı gittiği için işten eve, evden işe kullanan kravatlı beylerin, tayyörlü hanımların yerini yavaş yavaş yorgun ve yoksul Afrikalılar, Araplar alıyor.

Paris’e gezmeye gelen Türklerin hiç beğenmedikleri, “Yamyamların arasına düştük!” diye tarif ettikleri, dünyanın dört bir yanından göçmenlerin mesken tuttuğu Kuzey mahallesi, altyapısı, mimarisiyle öteki Paris’ten farklı değil. Ama üstyapısı, Afrika’nın hem Kuzeyi, hem de göbeği gibi...

Chapelle istasyonunda yeryüzüne çıkınca karşımda buluyorum aradığım binayı: 1876’da Molière’in adını taşıyormuş. 1974’te Peter Brook’un yönetimine verildiğinden beri “Bouffes du Nord” diye anılan tarihi tiyatro, duvarlarında zamanın izleri bırakılarak onarıldı, altyapısı mükemmel, lüks bir yıkıntı görünümünde. 530 kişilik birkaç katlı salonda rahat sıralar var, sahne seyircilerin ortasında. Ama Paris’in en uzak semtlerinden, dünyanın dört bir yanından akın eden tiyatroseverlerin arasında, kapılarını açtığı “Afrika” semtinden tek bir seyirci yok.

Az sonra, oyun bitip de çıkarken, burunlarının dibindeki ve onlar için çok ucuz özel tarifeler yapan tiyatroya bir kez bile adım atmayan mahalleli hakkında, “Zaten gelseler, ne bunca ezilir, ne de yoksul ve çaresiz kalırlardı,” diye düşüneceğim...
***


Thomas Bernhard’ın “Sadece Karışık” oyununu görmeye geldim buraya. Ama eserin içeriğinden çok, hayatının rolünü oynayan Georges Wilson’ı merak ediyorum, nasıl yapacak? Tek kişilik bu oyunda, seyirciyi bir buçuk saat gerilim altında tutmayı, esnetmemeyi nasıl başaracak?

Çünkü Georges Wilson, tam 88 yaşında! Ve ilk kez 8 yaşında çocuk başında Aziz Louis’nin kral tacıyla çıktığı aynı tiyatronun aynı sahnesine, 80 yıl sonra yine bu kez elinde taşıdığı bir başka kral tacı, “Sadece Karışık”ta canlandırdığı yaşlı aktörün Shakespeare’in III. Richard’ını oynadığı günleri hatırladığı taçla çıkıyor.Thomas Bernhard’ın 1986 yılında efsane tiyatro aktörü Minetti için yazdığı bu oyunda, 88 yaşındaki Georges Wilson rol yapmıyor, kendisinin de bir başka efsanesi olduğu tiyatro için yaşayan ve tiyatro sahnesinde ölecek olanların tümünü canlandırıyor. Okumaya adanmış bir hayatın, düşünürün, yazarın, sanatçının, insan düşüncesini biraz daha öteye götürmek için birer karınca azmi, çabası ve disipliniyle tükettikleri ömrün, ölümün eşiğindeki muhasebesinden ibaret bir oyun, “Sadece Karışık”...
***


Sinema meraklısı Türk seyirciler, Wilson soyadıyla Fransız sineması için olduğu kadar dünya sinemasında da isim yapmış Lambert Wilson’ı tanırlar. Andrei Zulawski’nin “Hayat Kadını”, Fred Zinnemann’ın “Julia” ve Andre Téchiné’nin “Randevu”da oynattığı Lambert Wilson, yukarda sözünü ettiğim 88 yaşındaki tiyatro devinin oğlu...

Ve baba Georges Wilson’un, Thomas Bernhard’ın yaşlı aktörünü canlandırdığı tiyatroda, oğul Lambert Wilson da bir başka edebiyat devinin, Marivaux’nun “Sahte Nedime” sini sahneye koyuyor.

Başka bir deyişle, 88 yaşındaki Georges Wilson tiyatroya kendi varlığını adamakla kalmadı, devir teslimi de başardı, oğlu Lambert Wilson’ı armağan etti hem tiyatroya, hem sinemaya.

Türkiye’nin göbek deliğine uzak ve yerel güncelliğin dışına düşmekle kalmayıp, kimsenin umursamadığı konularda böyle yazılar yazdığım zaman, ülkeme yabancılaşmakla, “Fransız kalmak” la suçluyorlar beni.

Oysa Türkiye’de hatırı sayılmaz bir azınlık değil de hatırı sayılır bir çoğunluk bulunduğu yere daha uzaktan, dünyaya daha yakından baksa, Türkiye’yi daha ileri götürür gibi geliyor bana. Türkiye’de 88 yaşında bir aktör Thomas Bernhard’ın aktörünü oynasa ve bizim büyük yazarımız, Memet Baydur’un oyunları ülkenin dört bir yanında sahneye konulsa...

Tiyatronun gittiği bir köy böbrek satarak geçinmez, Thomas Bernhard’dan, Melih Cevdet Anday’dan haberli ve Memet Baydur hayranı insanlar, iaşe dağıtarak satın alınmaz, gibi geliyor bana.

Bilmem hâlâ, yine ben mi yanılıyorum?

Mine G. Kırıkkanat - 2009.10.02 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder