1 Eylül 2009 Salı

Vaatler & Saatler...

İmam hatip liseleri, adı üstünde, hitabet yetkinliği kazanılan okullar. İHL mezunu Başbakan Erdoğan da en parlak örneklerinden biri, kuşkusuz doğuştan yeteneği de vardı, iyi bir hatip.

İyi hatip, cemaatin nabzını tutan; neyi, ne zaman, nasıl söylediğinde yapacağı etkiyi bilerek yaratandır.

Geçen hafta da güzel konuştu. “üniter devlet” dedi, “demokrasi” dedi, “Türk milleti” vurgusu yaptı, “ekonomi” yi her yurttaşın devletten beklemesi gereken insanca hayat koşullarına bağladı.

Milletin (ya da ümmetin) meğer bir aydır, salt “içinde ne vardır” tahminleri üzerinden birbirini yediği “açılım” paketi, düpedüz boşmuş. Sayın Başbakan, “gelin bu ülkenin bütün yaralarına merhemi hep birlikte bulalım” çağrısıyla açılımın doldurulmayı beklediğini bizzat açıkladı.

Peki bu alçakgönüllüğü niçin ta başından göstermedi? Niçin Türkiye’de büyük çoğunluğun duymak istediği garantileri açılımı ortaya attığında vermedi? Aklı başında hiçbir yurttaşın -hatta tebaanın- “hayır” demeyeceği temennileri, kırmızı çizgileri, yeşilleri ve sarıları niçin şimdi, dillerde tüy, hançerelerde ses, saldırganlık jargonunda küfür tükenince açıkladı?

Çünkü imam hatiplik tam da budur, sayın seyirciler. Hahamlar, papazlar, pagan dinlerin rahipleri, hatta köy büyücüleri falan da aynı yöntemi kullanırlar: Cemaat önce günahla suçlanır, cehennemle korkutulur ki ardından müjdelenecek şefaat yüreklere su serpsin ve vaat edilen cennetle umutlansın. Galeyana gelen halkın yatışınca çektiği “oh!” un keyfine, başından beri sakin sakin olacakları bekleyen bir halk erişebilir mi hiç?

Üstelik o galeyandan, bizzat açılımın çerçevesini çizmek için yararlandı, kırmızı çizgilerini, yeşil kurdelelerini belirledi, Sayın Başbakan. Nasıl sunacağını da...
***


Dün İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın da bu üslupla içini doldurmadan açıkladığı açılım temennisine temenna çakmamak, elbette imkânsız. İmam, “Allah-u teala dualarımızı kabul buyursun” diye yakarır da cemaat, “Amin!” demez mi hiç?

Ancak, imam hatip üslubunu politikaya taşımanın bir sakıncası var. İmamın camide vaat ettiği cennete gidip dönen yok; huzur, barış, bolluk vb. hangi oranda vaki oluyor, bilemiyoruz... Aynı üslubu politikaya taşıdınız mı, insan ömrü vaatle icra edilen arasındaki farkı görmeye yetiyor, ne yazık. Dünyevi işlerde de ölçüt açık: Güven. Daha önce verilen sözle yapılan iş birbirini tutmamışsa, sonra verilen sözün de akibetine pek güvenemiyorsunuz.

Başbakan, Türkiye’ye AB ölçüsünde demokrasi vaat etti. AB demokrasilerine bakıyorum, hepsi dinin devlet üzerindeki etkisi azaldığı zaman ve azaldığı oranda gelişmiş. Bizim demokraside, yalnızca diyanet gelişiyor, imamlık genişliyor. İhale almak için en azından umreye gitmek gerekiyor. Dindar olmayana ekmek (ve sadaka) yok. Zaten Sünni olmayana da din denilmiyor, Alevilerin cemevleri ibadethane kabul edilmiyor.

Başbakan, Türkiye’ye ifade özgürlüğü vaat etmişti. İfade özgürlüğü, eleştiri ve basın özgürlüğü demektir. Bakıyorum, Başbakan’ı öven basına sevda yolları, eleştiren basına Silivri kazıkları olmadığı zaman vergi tokmakları.
***


Başbakan, Türkiye’ye AB kriterlerine uyumlu bağımsız yargı, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü vaat etmişti. Bakıyorum yargıya dair yapılan AB’ye uygunluk planında, AB’den çok AKP’ye uygunluk gözetiliyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın beğenmediği kararları alan savcı ve yargıçların başlarına gelenler pek hukuk devletini işaret etmediği gibi, neyle suçlandıklarını bile bilmeden bir yıldır tutuklu muhalif gazeteciler falan da hukukun üstünlüğünden çok, AKP hükümetinin üstünlüğünü vurguluyor.

Başbakan, “Sulu, kuru, her türlü kötü alışkanlık gençliğimizde var. Eğitim en öncelikli meselemiz” diyor. Eğitimde bir tarih anıtı, eski Darüşşafaka Lisesi bile, ne sulu, ne kuru, nem oranı ideal olduğu anlaşılan imam hatip lisesine dönüştürülüyor.

Hal böyle olunca, Kürt açılımı falan güzel de, ben biraz nem kapıyor, Başbakan’ın vaatlerinden çok saatlere bakıyorum. Çünkü bozukları bile hiç olmazsa her gün bir kez, bir saniye için doğruyu gösteriyor. Oysa vaatler...

Mine G. KIRIKKANAT - 2009.09.01 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder