15 Eylül 2009 Salı

Tanrı tarafsızdır

7 Eylül Pazartesi sabahı saat 07.00’de Yenikapı’dan Bandırma’ya kalkan Turgut Özal Feribotu’na binen yolcular arasındaydım. Sarışınlıkta milli afetimiz Civciv’in arabasına doluşmuş, yazın son günlerini Ege kıyılarında yakalamak için yola çıkan bir arkadaş grubuyduk. Deniz epeyce dalgalı ve rüzgâr sertti. Feribot, büfedeki tabak çanağı şangırtılarla kaydıracak kadar yalpalıyordu. Dalgalara karşı kavis çizerek ilerlemeye çalışıyor, dolayısıyla yol uzuyor, 09.25’te ulaşmamız öngörülen Bandırma’ya zamanında varamayacağımız açıktı.

Saat henüz 08.45’ti ki, yolculara yapılan anons, “askerî tatbikat nedeniyle” Bandırma’ya 45 dakika gecikmeli varılacağını duyurdu. Şaşırdık.

Ufukta ne askerî bir gemi vardı ne de uçak. Zaten gecikme nedenimiz de “askerî” olamayacak kadar dalgalı denizden ve “askerî” olamayacak kadar şiddetli rüzgârdan belliydi...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı tüm deniz taşıtları gibi sürekli ve sadece Kanal 24 televizyonuna ayarlı bir feribotta, böylesi bir anonsun, damla damla hangi “taşı” oymaya yönelik olduğunu anlamak için üstün zekâya gerek yoktur sanırım.

İstanbul’u sel basmadan hemen önceye denk gelen böyle bir anonsu, sel bastıktan sonra İBŞ Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın -Başbakan Erdoğan tarafından yalanlanmasına karşın- “Askerî bölgedeki gölet su topu gibi patlayıp seli körükledi” iddiasına eklerseniz, siz de bir sonuca varırsınız elbet...
***

Oysa son günlerde Türkiye’yi vuran afet hakkındaki gerçek hiç değişmedi ve benim ilk kez 2004’te yayımlanan Tanrısal Tarafsızlık başlıklı yazım artık bir klâsik:

“Ateş yakar. Su boğar. Gaz patlar. Elektrik çarpar. Deprem yıkar. Yağmur yağar. Dere yatağı taşar.

İki kere iki dört eder.

Tutuşturduğunuz orman, yanar.

Yüzme bilmeden atladığınız su, boğar.

Çakmak çaktığınız birikmiş gaz, patlar.

Çıplak elle dokunduğunuz elektrik akımı, çarpar.

Mazgalları tıkarsanız, yağmur su baskınına yol açar.

Dere yatağına yaptığınız evleri, su basar.

Bir daha basmaz der, oturursanız, yine basar, yine basar.

Çünkü dere, aman insanlar boğulmasın diye yatak değiştirmez. Her yağmurda geri gelir. Eğimsiz yollar, her yağmurda göle dönüşür.

Her yağmurda dönüşecektir.

Deprem bölgesine kurduğunuz çürük binalar, yıkılır.

Yeniden aynı yere ve aynı çürüklükte yaparsanız, yine yıkılır.

Demiryolunu yenilemeden trenleri hızlandırırsanız, devrilirler. Bir gün devrilmez, iki gün devrilmez, ama BİR GÜN mutlaka devrilirler.

Kendisi ziyan olmuş adam, 10 çocuk yaparsa, 9’u ziyan olur. Birine bakmaktan aciz kadın, 10 çocuk doğurursa, yine 9’u ziyan olur.

Her şey olurlar, ama ’adam’olamazlar.

Ölürlerse ölürler, kalırlarsa...

Kalırlarsa, orman yakarlar. Gaz kaçağını çakmakla ararlar. Yüzme bilmeden göle atlarlar. Elektrik kablosunu çıplak elle tutarlar. Kazdıkları çukuru açık bırakırlar. Dere yatağına ev yaparlar. Deprem bölgesine yıkılacak bina... Zaten benzin deposunu doldururken sigara içen, mazgalları tıkayan, üstlerine asfalt döken, yolları eğimsiz yapan, kaldırımları düzgün döşeyemeyen de onlardır.

Her şey olurlar; futbolcu olurlar, tüccar olurlar, kendilerine benzeyen milletin vekilleri olurlar, bakan olurlar, hatta başbakan olurlar. Saygılıdırlar, her bayramda gider analarının babalarının ellerini öperler ama adam gibi adam, rasyonel adam olamazlar. Çünkü üstlerindeki cilanın altında, rasyonel olmayan ana babaları vardır. Çünkü aynı kafayla, aynı yanlışları yapacaklardır.

Çünkü Allah, kendisine tapana tapmayana aldırmaz. Kendisine güveneni kayırmaz. Makine duayla çalışmaz. Yağmur ne duayla yağar, ne de duayla durur. Doğa rasyonel olmayanı vurur yere. Çünkü doğa yasaları, insan yasaları gibi delinmez!

Ve ateş yakar, su boğar, gaz patlar, elektrik çarpar, dere yatağı taşar...”

***
Bu tabloya, yukarıdaki gerçekleri sanki başkası çarpıtmış gibi sıralayıp, çarpıklığa elektrik, su, gaz bağlayıp, hatta tapu verenin kendileri olduğunu unutanları eklerseniz, Türkiye’nin Araf’ta aradığı “mutlak ve değişmez” gerçeği de “avam”da bulursunuz sayın seyirciler.

Mine G. Kırıkkanat - 2009.09.15 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder