13 Eylül 2009 Pazar

Kürtçe bir Taraf çıksaydı...

Bir gün zengin, cesur ve biraz da çılgın bir Kürt işadamı bulunsaydı.

Cesur, zeki, itibarlı Kürt gazeteciler biraraya gelseydi.

Ve Kürtçe bir Taraf gazetesi çıksaydı.

Emin olun Kürt sorunu çok daha çabuk çözülürdü.

Çünkü Kürt sorununun çözümünün önündeki en büyük engellerden biri de Kürt cephesindeki tek seslilik, kol kırılır yen içinde kalırcılık, mutlak haklılık iddiasıdır.

Türk cephesinde bugün TSK’yı eleştiren, iktidarı, siyasetçileri Kürt sorunundaki tutumları nedeniyle topa tutan, hatalarını yüzüne vuran, hesap soran gazeteler, aydınlar, STK’lar var. Hiçbiri yoksa Taraf var.

Ama Kürt cephesinde PKK’yı eleştirmek hâlâ büyük bir mesele. Bir ihanet işareti, bir defterden silme vesilesi.

Böyle olunca da çözüm konusunda yol almak zorlaşıyor, savaşan tarafları çözüme zorlamak imkânsızlaşıyor.

Evet, Kürtler çok büyük acılar çekti. 30 yıl onlarca Cemal Binbaşı’ya karşı hayatta kalma mücadelesi verdi. İşkenceler yaşadı, sokak ortasında fail-i meçhul cesetler gördü, aşağılandı, köyünden kovuldu, fakirlik çekti, derdini anlatmaya çalışınca da tutuklandı, dili yasaklandı.

Tüm bunların nasıl bir maneviyat, nasıl bir siyasi kültür, nasıl bir refleks yarattığını anlamak zor değil.

Ama bunların hiçbiri aklın, eleştirinin, iç muhasebenin, hesap sormanın ve hesap vermenin önünde engel değil, olmamalı.

Aslında bu yazıyı yazarken başıma bundan iki yıl önce Radikal’de “Kürt Milliyetçiliği de ‘eeeeee!’ dedirtmedi mi ama?” diye bir yazı yazan Perihan Mağden’e gelenlerin gelmesinden korkmuyor değilim.

O güne kadar Öcalan’a tecridin kalkması dahil Kürt sorunundaki kırmızı çizgileri kalemine dolamış Mağden’e nasıl sırf o yazısı nedeniyle Kürtlerin “içindeki milliyetçiliği sonunda dışarıya vurmuş Türk köşe yazarı” muamelesi çektiğini ve küstüğünü iyi hatırlıyorum.

Kürtler Taraf’ı seviyor, sahip çıkıyor. Kürt okurlardan tonlarca destek mesajı alıyoruz. Ama yine de Kürt cephesine doğru en ufak bir eleştiri de “Siz de mi Yıldıray Bey” sesleri yükseliveriyor. Bir anda “Ne de olsa sonunda bir Türk yazar” olduğumuz ortaya çıkıyor.

Anlaşılan Türkçe çıkan bir gazete, adı Taraf da olsa, Kürtleri aynadaki resimlerine baktıramıyor, baktıramayacak. “Sen önce kendi ordunu, devletini, milletini eleştir” refleksi Türklerin Kürtleri öz eleştiriye davetlerinin önünü tıkıyor, tıkayacak.

O yüzden bir gün Kürtçe bir Taraf çıktığını hayal ediyorum.

Kemalizm’e mesafe koymuş Türkçe Taraf gibi Apoculukla arayı açmış bir Kürtçe Taraf bu.

Atatürk heykelini kıran ineği sürgün edenlere isyan eden Türkçe Taraf gibi Apo resmine pisleyen güvercinin infazıyla dalga geçebilecek bir Kürtçe Taraf.

Türkçe Taraf’ta “Güneş Dil Teorisi”ne ne muamele ediliyorsa, o gazete Öcalan’ın “Ekolojik, demokratik özerklik” projesine, “Hegel’i de aştım” açıklamalarına aynı muamele edilsin.

Türkçe Taraf’ta, savaşa devam diyen Baykal’a, Bahçeli’ye, Başbuğ’a nasıl başlıklar reva görülüyorsa Kürtçe Taraf’ta da savaşla tehdit eden Emine Ayna’ya, PKK liderlerine o başlıklar atılsın.

Türkçe Taraf faşist marşlara, katilleri öven İsmail Türütlere ne diyorsa Kürtçe Taraf da Dağlıca Marşı yazıp, söyleyenlere onu desin.

Nasıl Türkçe Taraf, şehit diye açıklanan askerlerin aslında bir teğmenin ceza olsun diye ellerine tutuşturduğu pimi çekilmiş bombayla öldüğünün üzerine gidiyorsa, Kürtçe Taraf da Aliza Marcus’un kitabında anlatılan PKK içi infazlarda yanlışlıkla kurşuna dizilen militanların hikâyesinin üzerine gitsin.

Nasıl Türkçe Taraf, Dağlıca’da, Aktütün’de ihmaller sonucu öldürülen gencecik askerlerin hesabını soruyorsa, Kürtçe Taraf da 1989’da Eskişehir’den PKK’ya katılan ve polis ajanı diye diye infaz edilen gencecik üniversite öğrencilerinin hesabını sorsun.

Türkçe Taraf’ın köşe yazarları barış sürecine zarar gelmesin diye operasyonların durması için kalem oynattığı gibi, Kürtçe Taraf’ın köşe yazarları da PKK’nın silahı bırakması, en azından yurtdışına doğru çekilmesi için kalem oynatsın.

Türkçe Taraf bu yayınları nedeniyle “Ordu, Türk düşmanı. İşleri güçleri TSK’yı yıpratmak” diye tefe konulup çalındığı gibi, Kürtçe Taraf da “PKK’yı yıpratma çalışan Kürt düşmanları” ilan edilsin.

Türkçe Taraf’ın arkasında ısrarla ve özenle Soros, Fethullah Gülen aranmışsa, Kürt Taraf’ının arkasında da Türk sermayesi, Nakşibendî tarikatı aransın.

O Türkçe Taraf’a nasıl zengin Türkler korkup ilan vermiyorsa, Kürtçe Taraf’a zengin Kürtler korkup ilan vermesin.

Türkçe Taraf’ın ve Kürtçe Taraf’ın zorluklarla da olsa aynı ülkede çıkabildiği bir Türkiye hayal ediyorum. Zengin ve cesur Kürt işadamlarına duyurulur.

Yıldıray Oğur - 2009.09.13 - Taraf Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder