12 Eylül 2009 Cumartesi

Köprüler inşa etmek...

Bir zamanlar, çocukluklarından beri yakın arkadaş olan iki genç adam yaşarmış. Bu genç adamlar her şeyi birlikte yaparlarmış. Birlikte iş yaparlar, birlikte oynarlar, birlikte ders çalışırlar, hatta birlikte düşünürlermiş. İçlerinden biri bir cümleye başladığında, öbürü onu tamamlayabilirmiş. Zamanlarının büyük bir çoğunluğunu birlikte geçirirler ve asla birbirlerinden sıkılmazlarmış.

Yaşları ilerleyip de birer yetişkin olduklarında ailelerinin yanından ayrılıp kendi evlerini kurmaya karar vermişler. Birlikte balık avlarken harika saatler geçirdikleri gölün yakınlarında nefis bir arazi bulmuşlar. Birbirleriyle komşu olmanın ne kadar güzel olacağını düşünmüşler. Ve böylelikle, evlerini gölün karşı kıyılarına inşa etmeye karar vermişler. Bu sayede her sabah erkenden uyanıp birbirlerine doğru kürek çekecek, gölde saatlerce balık avlayacak ve birlikte daha çok zaman harcayabileceklermiş.

Bir sabah balık tutup konuşurlarken, konuşup balık tutarlarken, aralarında küçük bir tartışma çıkmış. Bu onlara göre çok alışılmadık bir şeymiş, çünkü o güne dek tek bir konuda bile anlaşmadıkları olmamış. Kafaları karışmış ve durumdan rahatsız olmuşlar. Nasıl olur da birbirleriyle aynı düşüncede olmazlarmış? Tartıştıkça görüş ayrılıkları artmış ve birdenbire birbirlerine çok sinirlenip, evlerine doğru kürek çekmeye başlamışlar.

İçlerinden biri o kadar kızgın ve şaşkınmış ki, gölün karşı kıyısına, bir zamanlar her konuda, her işte anlaştığı, en yakın dostu olan bu insana baktıkça öfkesi giderek artmış. En sonunda bir marangoz çağırmış ve evinin çevresine, gölün karşı kıyısında oturan berbat insanı görmesine önleyecek bir çit inşa etmesini söylemiş.

Marangoz hemen işe koyulmuş. Genç adam, marangozun çekiç darbelerinden çıkan sesin huzuruyla evine gitmiş. En sonunda çekiç sesleri susmuş ve marangoz, yaptığı işi göstermek için genç adamı çağırmış. Genç adam bir çitle karşılaşacağını umarak evinden dışarı çıkmış. Ve ne görse beğenirsiniz? Karşısında, gölü boydan boya kat eden bir köprü varmış! Genç adam söylediklerinin yerine getirilmemiş olmasına o kadar öfkelenmiş ki, eski dostunun köprüden koşarak ona doğru geldiğini fark etmemiş bile. Neyse ki tam zamanında bağırmayı kesmiş de, kollarını sallayıp yüksek sesli övgüler yağdırarak kendisine doğru hızla yaklaşan eski arkadaşıyla karşılaşmış.

“Teşekkürler, teşekkürler. Tartışmamızın ne denli gülünç olduğunu fark edecek kadar zeki davrandın, bu özel arkadaşlığımızı kaybetmeye kesinlikle değmezdi. Bu köprüyü inşa ettiğin için sağ ol. Böylelikle hemencecik yanına gelip, ‘beni affet, lütfen’ diyebildim. Suç benimdi”. “Hayır, suç benimdi,” diye yanıt vermiş arkadaşı. Neredeyse kimin suçu olduğu konusunda kavga edeceklerken, birden gülmeye başlamışlar.

Sonra teşekkür etmek ve evlerine davet üzere marangoza dönmüşler. Marangoz gülümsemiş, alet çantasını toplamış ve “Gitmem gerek,” demiş. “Daha inşa etmem gereken bir sürü köprü var.”

Kaynak: Geçmişimizden Tohumlar: Geleceğin Ekinleri,
Yahudi Öyküleri ve Halk Masalları
Yayına Hazırlayan: Corinne Stavish

Çeviri: Aylin Yengin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder