25 Eylül 2009 Cuma

Fırtına...

Fortuna: kader, kısmet, talih. Bir ara hani TRT Carl Orff’un Carmina Burana’sını her gün çalmayı adet edinmişti, onun ilk kıtasında geçer: O Fortuna, velut luna, statu variabilis... Ey talih, ay gibi, hep değişkensin.

Sözcük Latince, İtalyanca ile İspanyolcası aynı, Fransızcası fortune yazılır /fortün/ söylenir. Bir de meşhur Amerikan dergisi var, çok para kazanma sanatına dair. Onun da adı Fortune (/forçın/). Servet bir kısmettir diyor, Allah verdi verdi, yoksa talihine küs.

İtalyanca denizci dilinde fortuna di mare “deniz kazası”. Daha doğrusu denizde insanın başına gelebilecek her türlü felaket; kaza, bela, fırtına, korsan saldırısı, Türk baskını vb. dahil. Sigortacılıkta da kullanılan bir kavram.

Türkçede 16. yüzyıl başlarından beri denizcilik tabiri olarak görülüyor, gemiyi rotasından saptırıp kadere oyuncak eden şiddetli hava anlamında. 1513’te Pirî Reis gemici deyimidir, okur bilmeyebilir diye bilhassa vurgulayıp fortuna’yı tarif etmiş: “Kim seni bula gemide fortuna/ gaib erenler üzerüŋe döne (...) hakka nâliş edüben yalvarasın/ fortunayı redd idüb ölmeyesin.”

1530’lara gelindiğinde Divan edebiyatına girecek kadar dile yerleşmiş görünüyor: “Düşme engin-i gamma fortuna çokdur savurur/ Sakin-i fülk-i rızâ ol görününce karalar.” Fülk sandal demek, “karalar” çift anlamlı kullanılmış. Depresyon ufukta görününce rıza sandalına otur bekle diyor. Bu da 1560’tan: “Gelüb eyyam-ı ecel fortunasınuŋ bir gün/ Mevc-i mevt ile ata karaya keştî-i ten.” Mevc dalga, mevt ölüm, keştî de gemi.

Eski yazıda okunuşu fortuna mı, furtuna mı, emin olmak mümkün değil. Ama 20. yüzyıl başlarına dek /o/ veya /u/ ile telaffuz edildiği kesin. Rahmetli anneannem halâ furtuna derdi, biz dalga geçerdik.

Sevan Nişanyan - 2009.09.17 - Taraf Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder