25 Eylül 2009 Cuma

Bir Roş Aşana Hikâyesi/ Her şey insanlar için

Suzi ile Cako evlidir. Suzi genç kızlığında da pek fazla sevilmez. Evlendikten sonra da havalara girmeye başlar. Etrafındaki herkesi eleştirir. Kendisine olanları abartarak anlatır. Kocası da aynı kafadadır. O da her fırsatta insanları aşağı görmeye alışkanlık haline getirir. Çevrelerindeki insanlar onlardan yaka silkmektedir. Arkadaşları arasında hiç okumayan ve en erken evlenen Suzi’dir. Diğer arkadaşlarına nispet yapar, “Ben evlendim, siz hâlâ evlenemediniz”. Kocası da onun gibi nispet yapmayı çok sever. Arabasını herkese gösterir. İşyerinde yanında çalışanları devamlı azarlar, onları hor görür. Bir gün kapısını çalan yaşlı bir hahamı çok kötü tersler ve adamı ağlayacak hale getirir. Haham Sabetay ertesi gün evlerine gelir ve Cako ile konuşmak istediğini söyler. Kapıyı açan hizmetçi evin beyinin onunla konuşmak istemediğini, dilencilerle uğraşamayacağını söyler. Haham Sabetay, yerinden bile kıpırdamaz, “Benimle konuşana kadar burada bekleyeceğim” der.
Gece olur, Haham Sabetay kapıdan ayrılmaz. Ertesi sabah ve daha ertesi sabah da Sabetayla konuşmak istemeyen Cako, hahamın ısrarı karşısında hahamı içeri alır. Karısı da içeride olanları seyretmektedir. Yaşlı haham söze başlar, “Oğlum ben senden tek bir şey istiyorum. Yalnızca beni dinlemen. Sonra evinden çekip gideceğim” der.
Haham anlatır: “Oğlum şu anda çok gençsin. İyiyle kötüyü ayırdedemeyecek durumdasın. Havalara uçuyorsun. Şu beyaz saçlarım ve sakalım boşuna ağarmadı. Yılların tecrübesi ve birikimi var bende”. Cako yaşlı adamın sözünü keser, “Ne anlatacaksan anlat ve çek git”. Haham Sabetay “Benim sözümü hiç kesmeden dinlersen, hemen gideceğim” diye söz verir.
Sabetay bir hikâye ile anlatmaya koyulur.
“Yıllar önce siz doğmadan, bu mahallede lanetli Liza diye bir kadın yaşardı. Adını lanetli koydular çünkü, herkes onu lanetlerdi. Çok kalitesiz bir sokak kadını olduğunu bu mahalleye gelir gelmez öğrendik. Şuh kahkahalar atardı. Herkese nispet yapardı. Oğlu olduktan sonra da durulmadı. Oğlu da annesinin yolundan gitti. Hiç kimse onları sevmezdi. Etraflarında sadece çıkarcı insanlar vardı. Liza’nın kocası aniden zenginleşince daha da azıttı. Liza yüce Tanrı’yı unuttu, bu dünyayı sadece kendisinin yarattığını zannetti. Oğlu da annesi gibi kalitesiz biriydi. Mahalledeki tüm kızlara evlenme sözü verip kandırırdı. Ne oldu? Bir gün aşırı içkili olarak ölü bulundu. Kocası Liza’yı terkedip başka bir kadınla gitti. Zenginim diye naralar atan Liza yıllar sonra sokaktan çöp toplayan ve yemek arayan biri haline geldi. Tabii bu zamana kadar bir sürü kişinin “ahını aldı, canlar yaktı”. Bak oğlum, bu dünyada hepimiz topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Herşey insanlar için. Devamlı arkadaşların bana anlatıyorlar. “Nispet” yapmak Tanrı’yı reddetmektir. Şu anda mutlu, zengin olabilirsin. Zamanın sana ne göstereceği hiç belli olmaz. Mukadderat, bir günde hayatın değiştirebilir. Paran gidebilir, sağlığın yok olabilir, hiç kimse bu dünyaya kazık çakmaz. Ancak iyi bir isim bırakmak önemlidir. Psikologlara göre nispet yapan insanlar ruhlarında eksiklik, kişiliklerinde bozukluk olan, Tanrı inancı olmayan insanlardır. Her insan Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır. İster iyi, ister kötü, ister katil, ister haham olsun, bu dünyaya gelenler hepsi Tanrı’nın eseridir. Herşey insanlar içindir. Gökten para da, sevgi de, çamur da, taş da yağabilir. Hepimiz bir toprak parçasıyız. Arkadaşlarını hep hor görüyormuşsun. Bugün durumun iyi olabilir. Yarın aniden bir saat içinde herşey değişebilir. İnsan Tanrı’nın kaderine ne yazdığını bilemez. Bugün çok mutlu olsan bile yarın aniden sağlığın gidebilir. Yine sen doğmadan yıllar önce bu mahallede Katrin adında bir kız yaşardı. Çok güzel ama bir o kadar da kötüydü. Güzelliğine çok güvenirdi. Bir sabah tüm vücudunu çıbanlar sardı ve genç yaşta aniden öldü. Aynı şekilde Menahem çocuklarıyla hep övünür, “benim çocuklarım” diye gezip anlatırdı. Bu mahalleden çok yıllar önce ayrıldılar Menahem’in öldüğünü işittim. Oğullarının biri hapiste, biri de eroinden öldü. Bu dünyada malına, sağlığına, parana, güzelliğine, hiçbir şeye güvenmeyceksin. Eğer insan çok mutluysa “Tanrı’m diğer insanlara da mutluluk ver” diyebilmeli. Bazı insanlar tanıyorum. O kadar nispet meraklısı ki, en kutsal bayramlarda yüce Tanrı’nın evinde bile nispet yapıyorlar.
İnançları, kişilikleri ve ruhlarındaki eksiklik onlara bunu yaptırıyor. Zannediyorlar ki bu dünyada kalıcılar yüce hükümdarlar, güçlü kişiler. Emirlerinde binlerce adamı olanlar bile birgün güçsüz kalırlar. Bu dünyada ne mala, ne cana güvenmeli. Sadece Tanrı’ya güvenmeli. Tora’da ne yazar biliyor musun? “Kibirliler ve nispet yapanlar, kötülük yapanlar, bu yapılanlar size sorulmasa bile çocuklarınıza, hatta torunlarınıza sorulacak. Bazı insanlar öteki dünyayı düşünmeden yaşarlar. Her insan eninde sonunda orada Yüce Tanrı’ya hesep verecektir”. Kötülükler sahiplerine, iyilikler de sahiplerine elbet ulaşacak. Ne isim, ne saadet, ne para, ne güç kalır” bu dünyada. Sadece kişilik, iyi huy ve ahlâk kalır. Öldükten sonra iyi bir isim bırakabilmişsen ne mutlu sana. Eğer seni lanetliyorlarsa sen de lanetli Liza olup kalıverirsin işte. Önümüzdeki hafta Roş Aşana, “Bizim yeni yılımız”. Tanrı insanlara her yıl değişmeleri için fırsatlar verir. İyiliği mi, kötülüğü mü seçeceksin. Kararını ver, yolunu seç” der ve gider.
Cako ve karısı önceleri Haham Sabetay’ın söylediklerini duymamazlıktan gelirler. Birkaç yıl içinde çocukları ard arda ölür. Suzi depresyona girer. Cako’nun işleri ters gider. Evlerine haciz gelir. O zaman Haham Sabetay’ın dediklerini hatırlarlar. Cako bir akşam haham Sabetay’ı evlerine davet eder ve sen haklıymışsın der. Haham ağır ağır başını sallar ve “Oğlum eğer başına bir iş gelmeseydi, yine aynı doğrultuda davranacaktın. İnsanoğlu böyledir işte. Boşuna dememişler bir musibet bin nasihattan daha etkili diye. İnsanlar karşılarındakini kırarken üzülmezler. Ancak başlarına bir şey gelince Tanrı’yı hatırlarlar. Bilki, eğer bir insan din adamıysa yani hahamsa Tanrı onu en çabuk görür ve kötülük yapıyorsa en önce cezalandırır. Diğer inançsız kullara fırsat tanır. Doğru yola dönmeleri için dertler verir. Hatta tüm doğan insanların herşeyi yerli yerindedir dünyada. Ve unutma ki, hiçbirşey tesadüf değildir yüce Tanrı’nın planında. Herşeyin bir sırası ve nedeni vardır. Bazen Tanrı en kötü kullarının canını çok geç alır. Onlara hep iyi olma fırsatları tanır. Lanetli Liza 90 yaşında öldü. Haham, devam eder “Önümüzde yeni bir yılbaşı var. Bu Roş Aşana Bayramı’nda huylarınızı değiştirin. Kötülük, nispet yapmayın. Kibirli olmayın, kalp kırmayın. Siz küçük bir delik açın. Yüce Tanrı size kocaman bir açsın. Kalplerinizde kötülüğe izin vermeyin. Bırakın iyilik kazansın. Önünüzdeki fırsatı iyi değerlendirin.”

Renata Sibel YOLAK - 2009.09.16 - Şalom Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder