26 Ağustos 2009 Çarşamba

Hukuksuzluğun kârı, faizi...

Asker olmadan askeri düzen içinde hareket eden üniformasız milislere “paramiliter” denir. Paramiliter milis örgütlenmesi, faşizmin habercisidir. Faşist eğilimli bir siyasal partinin olmazsa olmazı paramiliter milis kurmak ve devletin resmi ordusunu ele geçirene kadar bu milisleri emir komuta zinciri içinde kullanmaktır.

Nerede iç savaş çıkacaksa, biliniz ki orada her şeyden önce paramiliter milisler görülür. Hangi ülke faşizmin pençelerine düşecekse, biliniz ki orada hukuk devleti önce paramiliter milisler tarafından çiğnenmiş, kamuoyu bu milisler tarafından sindirilmiş, susturulmuş, korkutulmuştur.

Faşizmin ağa babası Mussolini’yi, İtalya’da iktidara siyah gömlekliler diye de anılan “Fasci di Combattimento” milisleri taşımış, dövülecek ve ortadan kaldırılacak bütün muhalifleri onlar dövüp öldürmüş, yakılacak dükkânları onlar yakmış, kırılacak camları onlar kırmış, yıkılacak kurumları da onlar talan etmiştir.

Faşizmi Mussolini’den alıp önce Almanya, ardından bütün Avrupa’ya yayan Hitler’in partisi ise kahverengi gömlekli Sturmabteilung’larla işe başlamış, kamuoyunu sindirmek, susturmak, korku saçmak, yakmak, yıkmak ve tabii öldürmek için gereken bütün terör eylemleriyle suikastlar, SA diye anılan paramiliter milisler tarafından “başarılmıştır.”
***


Dikkat edecek olursanız, faşist eğilimli siyasal partilerin ülkemizdeki örnekleri de ellerinin altında gençlik örgütü falan diye mutlaka birer paramiliter milis gücü bulundururlar. Bazı partiler bu milisleri yakın tarihte sokakta terör estirmek için epeyce kullanmış, paramiliter heveslerin nelere malolduğu sanırım ve umarım ki henüz unutulmamıştır.

Ne 1970 ne de 1980 öncesi terör yıllarını unutmuş biri olarak ben, geçen pazar sabahın köründe bir okul yıkmaya gelen 600 kişinin fotoğrafını görünce doğrusu irkildim. Çünkü karşılarında silahsız ve külahsız bir direnç grubu bile bulunmayan, sadece tatilde, yani boş bir okuldan ibaret “hedefe” doğru ilerleyen yıkım güçleri ve yıkım güçlerinin çevresinde güvenlik (!) önlemi alan üniformalı polisleri “paramiliter bir milis örgütü” sanmam için her tür benzerlik vardı.
***


Ömrünün baharına henüz gülümserken veda eden bir güzel çocuğun, Zeynep Mutlu’nun anısını yaşatmak için kurulan ve on yıldır en üst düzeyde kaliteli eğitim veren okulun, hoyratça yerle bir edilişinden sonraki bir fotoğraf ise bence, yıkıcıların bilinçaltını ifşa ediyordu:

Okuldan geriye yalnızca -henüz dokunamadıkları- Atatürk büstü ve “Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” yazıtı kalmış, balyozlu milisler arkalarında bıraktıkları enkazla Atatürk’e, “Al sana manevi mirasın!” demek istemişlerdi.

Özgür basını yok ederler mi, ederler... Eleştiren gazetecileri hapse tıkarlar, işsiz bırakırlar, süründürürler mi, süründürürler...

Ama her şeyin de bir bedeli var ve hukuksuzluk yapanın yanına hukukun kâr kaldığı görülmemiştir bugüne kadar.

Hukuk dışına çıkanlara, devletin ve yerel yönetimlerin resmi güçlerini intikam timi gibi kullananlara, onların ağababaları, çok daha güçlüleri ve akıllılarının bile açtıkları korsan yollarda, adil yargılanmaya fırsat bulamadan düştüklerini hatırlatırım.

Mine G. KIRIKKANAT - 2009.08.26 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder