30 Ağustos 2009 Pazar

Aşk, savaş ve düğün...

Kürt açılımı kapışmaya dönüşe dursun, ekran, yaz tatilinden yeni yayın dönemine geçiş hazırlığında.

Ramazan bitsin, bayram geçsin, asıl şenliği görün siz. Gerçi şimdiden dizi dizi aşklardan geçilmiyor ortalık. Tabii ki kadın ve kadın var başrolde. Kalplerimizde, gönlümüzde, gözümüzde.

O romanlardaki, filmlerdeki, ekranlardaki aşk ve kadının somut gerçeklikteki haline baktığımızda, açılım bahsindeki gibi ortalık toz duman.. dram.

Doğu’nun peşinde

22 yaşında, çakı gibi delikanlı Şafak Köksal.

Güneydoğu gazisi.

12 silah arkadaşının can verdiği Dağlıca baskınından mermisi tükenene değin çatışarak sağ çıkmış... Hemen ardından terhis olmuş. Zonguldak Çaycuma’nın Çayır Köyü’ndeki baba ocağına dönmüş bir buçuk yıl önce.

Hiç zaman geçirmeksizin köylüsü Ayşe’yi kolundan tuttuğu gibi kaçırmış. Ayşe’nin babası, “Kızım telli duvaklı çıksın evden” diyerek evliliğe izin vermiş. Düğün dernek kurulmuş.

Yine hiç zaman yitirmeksizin döllemiş Ayşe’yi Şafak. Düğünün senesine kalmadan nurtopu gibi bir oğulları olmuş. Genç baba, hayatının ve yazgısının döndüğü yerin adını vermiş oğluna: Doğu...

***

Şafak’ın savaşı –daha doğrusu içsavaşı- sürüyor olmalı ki, gönül verip ardına düştüğü, uğruna baş koyup kaçırdığı, zorla-rızayla nikâhına aldığı Ayşe’yi her fırsatta sopadan geçirmekteymiş. Hamilelikte, doğum sonrasında dayağa devam. Dayanamaz hale gelen kadın, kucağında üç aylık bebekle dönmüş baba evine.

Sen misin evi terk eden, çocuğu alıp giden... Ölümlerden ölüm beğen!

Terk sonrası aradan geçen 15 günde nelerin olduğunu tahmin etmek güç değil. Şafak’ın eski aşkı-eşi Ayşe’ye gönderdiği mesaj, “düşman ve savaş” algısının boyutlarını ortaya koyuyor: Ya siz beni öldürün ya da ben sizden çok can alacağım.

***

Ve öyle oluyor.

Eski eşinin ailesine pusu kuruyor. Kömür ocağı dönüşünde yol kesip kayınpederi, kayınvalidesi ve iki baldızını kurşuna diziyor. Hiç zaman yitirmeden köye yöneliyor. Hedefe baskın... Kapı kilidini silahla kırıp dalıyor içeri. Ayşe’yi ve onun erkek kardeşini de kurşundan geçiriyor.

Oğlu Doğu’yu alıp çıkıyor cinayet yerinden. Geride altı ceset.

Doğu?

Zoraki nikâh

Her ne kadar züğürt-müflis olsa da bilinir; ağa, ağadır.

Erkekliğinin eşi menendi olmadığını iddia etse de... Halis Ağa (Toprak) ve cümle âlem bilir ki, 70’lik erkeğin 17’lik kızoğlankızla nikâhında aşktan, erkeklikten önce ve öte paranın kudreti, kokusu vardır.

***

Bu tür zoraki-mecburi nikâh kahramanları, sadece yaşlı zengin erkeklerle genç yoksul –ve köylü- kızlar değil. Hayli yaygın, neredeyse kurumsallaşmış bir alışveriş. Tarafları: İç-Batı Anadolulu (Türk) erkekler ve Doğulu (Kürt) kızlar.

Haber Türk’ün başlığı durumu özetliyor: Doğu’dan Batı’ya gelin ticareti (25 ağustos, salı).

***

Bu zoraki nikâhların ardında yine para ve zorunluluklar var.

• İç-Batı Anadolu’da köyler, kente göç nedeniyle neredeyse boşalmış durumda. Kalan yoksullar evlenecek kız bulamıyor. Mecburen “dış kaynak”lara çevriliyor rota; uzaklara, doğuya.

• Geçim darlığı, doğu yakasında zaten olağan daimi hal. Gelinlik çağa ulaşan kızlar, az-biraz da olsa gelir kaynağı: Başlık parası...

• Her anlamdaki kaynak kıtlığı-darlığı, aradaki yüzlerce, binlerce kilometrenin de ötesinde her türden “mesafe”yi geçersizleştiriyor... Çaresizliğin zorunlu nikâhında buluşuyor taraflar, birleşiyor genç çiftler.

• Her alışveriş gibi burada da alıcıyla satıcıyı buluşturan aracılar var. Anlaşma sağlanıp nikâh gerçekleşirse komisyonlarını alıyorlar.

• Düğün masrafları hariç, damat tarafına gelin yaklaşık 10 bin liraya mal oluyor. Bunun 5-6 bini başlık parası, geri kalan iki taraftan aracılara ödenen komisyon.

• Son iki yılda bu yolla binin üzerinde evlilik gerçekleştiği tahmin ediliyor. Gelin alan merkezler: Tokat, Amasya, Çankırı, Çorum, Yozgat, Kayseri, Konya, az da olsa Malatya, Kütahya... Verenler: Ağrı, Muş, Kars, Iğdır, Van, Adıyaman.

***

Dizi aşklarını, düğünleri, çatışma, açılım, kapanım haberlerini ekrandan izlerken, yaşadıklarımız nerede?

Zeki COŞKUN - 2009.08.28 - Taraf Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder