31 Temmuz 2009 Cuma

Karanlık, ıssız ve kanlı aileler

Sayın Mutlu Tönbekici

Özellikle son iki yazınızda olmak üzere aile kurumuna bu kadar saldırmanızı anlayamıyorum. Meselenin derinine inmeyip feministçe yazılar yazmanız hiç de akl-ı selime yakışmamıştır.

Aile, bir toplumu ayakta tutan kurumların en önemlisidir. Güzel ve yaşanılabilir bir gelecek istiyorsak aile kurumunun güçlendirilmesi gerekir. Yıkılması değil. Ve bunun için kadınlar ve erkekler feda edilebilir. Bir kadın düşünün ki kocası gerçekten geçimsizin biri. Ama bu evlilikten doğacak iki çocuğun annenin eğitimiyle topluma ahlaklı birer vatandaş olarak katılması o kadın için mutluluk kaynağı değil midir? Kütle menfaati için ferdi menfaatlerden vazgeçmek erdemli bir davranış değil midir? Ve o kadın için bu mutluluk yetmez mi? Tabii kadının kocasıyla uyumlu bir hayat sürüp de bütün bunları gerçekleştirmesi daha da güzel olur. Keşke böyle olsa. Ama böyle değil diye aile kurumunu yıkmak, yıkmaya çalışmak bu topluma yapılmış en büyük kötülüktür.

Sayın Tönbekici aile kurumuna zarar veren yazılar yazmaktansa toplumdaki bu ahlak eksikliğinin sebeplerini araştırıp yazsanız bu toplum için daha faydalı bir iş yapmış olursunuz kanaatindeyim.

Saygılarımla Mehmet Hersekli
***


Bu mektubu ve zihniyeti okuyup tüyleri diken diken olmamış tek kişi var mıdır acaba? Varsa lütfen bu köşeyi hemen terk etsin.

” Aile kurumu için kadınlar ve erkekler feda edilebilir. Hem zaten kadınlar için çocuk doğurup onları ahlaklı insan olarak yetiştirmek yeterince mutluluk değil midir? Kütle menfaati için ferdi menfaatlerden vazgeçmek erdemli bir davranış değil midir?

Faşizm işte tam da böyle bir şeydir. Burada “aile” lafını “devletle” değiştir hiç fark etmez. Devletin bekası için birkaç milyoncuk insan feda edilmiş çok mu?

Faşizm bu kadar derinken elbette ki bu ülkede hiçbir sorunu çözemeyiz.


Kusura bakmayın ben aile kavramına sizin gibi “sığ” bakamıyorum.

Aile hassas olduğum bir konu. Hassas olduğum için de “niye olmuyor, niye en büyük iyilikler kadar en büyük kötülükler de aileden geliyor? Niye aile piyango gibi? Kimi ailesi sayesinde en büyük mutluluğu yaşayabiliyorken kimi de ailesi yüzünden en büyük mutsuzlukları yaşayabiliyor diye kafa yoruyorum.

Bir kere aileye karşı olduğum nereden çıkartılıyor anlamış değilim. Feminizmin ” aileye düşman “ olduğu nereden çıkartılıyor o da bir muamma.

Ben kötü ailelere karşıyım. Ve kötü ailelerin olmaması, olduysa da bozulması konusunda ısrarlıyım. Bunun da bir topluma yapılmış en büyük iyilik olduğunu düşünüyorum. Zira mutsuz bir ailede yetişmiş biri hayata on sıfır yenik başlar. Çocukluk travması ömür boyu geçmeyen bir şeydir. Mutsuz bir anne de baba da taşınması en güç yüklerdendir. Aile dizileri de işte tam bu yüzden izlenir, Yeni Türkü’nün ” bana bir masal anlat baba “ şarkısında işte tam da bu yüzden göz yaşları dökülür. Masal anlatmayan babaların (veya bazen de annelerin) acısı bir ömür geçmez çünkü..

Kadınlar çocuk sahibi olunca elbette ki mutlu oluyorlar. Kötü adamlar da işte tam bu noktada ortaya çıkar ve bu mutluluğu paylaşmak yerine kıskanırlar. Kadına da çocuğa da yapmadık eziyetler bırakmazlar ki aman onların yaşamadığı bir mutluluğu başkası da yaşamasın. Aman dört-beş kişilik krallıklarında iktidarlarını tehdit eden bir şey olmasın.

Bir ömür 3 yıl sürmüyor. 60 mutsuz yıl hiç kolay geçmiyor. Çocuk doğurmak diğer mutsuzlukları örtmüyor.

Ahlaksızlık niye çoğaldı onu araştırmamı istemiş Mehmet Bey. İşte tam da bu yüzden!

Ne olursa olsun koruyalım dediğiniz karanlık, ıssız, kanlı aileler yüzünden.

Mutlu TÖNBEKİCİ - 2009.07.31 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder