31 Temmuz 2009 Cuma

Bir kasaba sanatı olarak heykelcilik

Bütün “sanat hayatı” boyunca fötr şapkayla bilip gördüğümüz Âşık Veysel, takkeli heykelle vücud eyliyor Sivas’ın Şarkışla ilçesinde.

Alevi kökenli bir ozanın takkeyle anıtlaştırılması, hangi biçim ve nedenle olursa olsun, bir siyasal iradeyi, göstergeyi ortaya koyuyor. Nitekim burada irade sahibi olarak BBP’li ilçe belediye başkanı çıkıyor karşımıza.

Haberi kurcaladığınızda, daha önce sayısız örneklerini yaşadığımız üzere heykelciliğin, kasaba tipi siyaset araçlarından biri olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz yine.

Baştan alalım.

Âşık Veysel’in doğduğu Sivrialan köyü, Şarkışla ilçesine bağlı. İlçenin adını tüm yurda duyurduğu için onun adı bir parka verilmiş. Parka da bir heykeli konulmuş üç yıl önce.

Derken, 18-18 Temmuz 2009 tarihlerinde ilçe belediyesi Uluslararası Âşık Veysel Âşıklar Bayramı düzenlemiş. (Dünyanın her tarafı “âşık” dolu herhalde, hangi ülkelerden sanatçılar gelmiş, merak ettim!) Tabii ki bayram sırasında ozanın adını taşıyan park ziyaret ediliyor ve yine onun “anısına saygı” bâbında, parktaki mevcut heykel küçük olduğu gerekçesiyle yenisiyle değiştiriliyor.

Fakat sadece irilik-boyut düzeyinde değil, görüntüde de değişiklik var. En başta da tepede alışılageldiği üzere fötr değil, takke var.

Niye?

Belediye başkanına sorarsanız, takke Veysel’in “yaşamında var”, o nedenle.

İyi de sizin bildiğiniz ve göstermeye kalktığınız anlamdaki “namaz takkesi” mi onun günlük yaşamında olan?

Değil.

Öyleyse?

***

Sivrialan Kültür ve Dayanışma Derneği’nin başkanı –aynı zamanda Âşık Veysel’in de akrabası- Memduh Süzer, ozanın kimliğiyle uyuşmadığı gerekçesiyle takkeli heykele karşı çıkıyor. Bunun üzerine belediye başkanı, “Beğenmeyen daha iyisini getirsin, kendi elimle kaidesine yerleştiririm” diyor.

Devamında, “biz zaten değiştireceğiz” açıklaması var başkanın. “Ama takkeden dolayı değil, daha kalıcı olacağı için bronzdan yaptıracağız.”

Madem öyle, niye onun tamamlanmasını beklemediniz de var olanı söküp takkeliyi getirdiniz?

Cevval başkanın yanıtı, “Elimizde vardı, daha büyük diye bunu koyduk.”

***

Şarkışla Belediyesi’nin zengin bir Âşık Veysel heykelleri koleksiyonu var anlaşılan! Birini koyuyorsunuz parka, küçük kalıyor, elinizde daha büyüğü var... O da şu ya da bu nedenle uymazsa, bronzunu döktürüyor, yaptırıyorsunuz.

Orta Anadolu’daki bir ilçe belediyesi için büyük bir zenginlik. Hem bütçe, hem varlık yönünden. Sanat ve hele sınırlı kullanımı olan heykel sanatı için son derece sevindirici bir durum!

Bir putkırıcılık hamlesi

İşi biraz kurcaladığınızda başkanın sözlerinin o an kurgulandığı çıkıyor ortaya. Bir kere, küçük diye kaldırılan heykelle, daha büyük, göz doldurur gerekçesiyle onun yerine dikilen ve fakat takkeli heykel aynı sanatçının elinden çıkmış!

Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, Azeri kökenli İsmail Hüseyinov tarafından yapılmış her ikisi de.

Ve tabii ki Hüseyinov akademik faaliyetleri kapsamında ya da sanatsal çalışmaları sırasında, estetik kaygılarla ya da Âşık Veysel hayranı olduğu için falan durup dururken kendiliğinden döktürmüyor o heykelleri.

Sipariş üzerine yapıyor.

***

Alıcısı-ısmarlayanı olmadan heykel pek yapılmıyor, tamam. Veysel’in başına konan takkede bu gerçekliğin ötesinde bir boyut daha var: Hüseyinov, Sovyet geleneği içinde eğitim görmüş, yetişmiş bir sanatçı, heykeltıraş.

Her ne kadar o geleneğin çözülüp dağıldığı döneme rast gelse de, bunun önemi var. İşveren, sanat alıcısı ve estetik tayin edici tektir bu gelenekte: Siyasal otorite.

Hüseyinov bu geleneğe bağlı kalarak kendisine Âşık Veysel heykelini ısmarlayanlara mevcut resimlerden, fotoğraflardan seçenekler sunduklarını belirtiyor. Geleneksel, yaygın ve her yerde karşılaşılan fötr şapkalı ve de nadirattan takkeli görüntülerden, ikincisini yeğlemiş işverenler.

Bildiğim kadarıyla tek fotoğraf o ve oradan illüstre edilmiş versiyonlar var.

Her neyse, tekil, özgün olan yeğlenmiş... Adeta bir “putkırıcılık” iradesiyle.

***

Geliyoruz son sahneye.

Eğer Hüseyinov karıştırmıyorsa, Azeri Türkçesiyle Türkiye Türkçesi arasındaki farklı adlandırmalardan kaynaklanmıyorsa, onun açıklamalarından öğreniyoruz ki, heykel için seçim yapanlar ve tamamlanıncaya dek de sık sık atölyeyi ziyaret ederek yapıma nezaret edenler ilçe kaymakamlık yetkilileri.

Buradan bakılırsa, takke tercihinde ve heykel yapımında dahli olmayan belediye başkanı, “elimizde hazır vardı zaten” derken doğru söylüyor.

“Daha iyisini getirsinler, bizzat kendi elimle yerine koyarım” derken de, “zaten değiştireceğiz, daha kalıcısını, bronzunu yaptıracağız” derken de başkan, doğru söylüyor belki de.

Peki, şimdi olan nedir?

Küçük bir sınama: Görelim, bakalım, ne olacak sınaması.

Fötr yerine takke. Daha yerli. Neden olmasın? İmgeler değişkendir çünkü.

Bir toplumsal aktörün, bir sanatçının imgesi üzerinden kasaba tipi siyaset, hepsi bu.

***

Heykellerle bitmeyen meselemiz nedir bizim?


Zeki Coşkun - 2009.07.31 - Taraf Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder