22 Temmuz 2009 Çarşamba

Babalı Babasızlar - Babasız Babalılar

Deniz Akkaya’nın ayrıldığı sevgilisinden çocuk yapıyor olması konuşuluyor iki gündür.

Bu konuda dikkatimi çeken şu: Basında da şahıslar arasında da “babasız” çocuk yapma denilip duruluyor.

Sen yapar mıydın “babasız”, kabul eder miydin “babasız”...

Niye böyle deniliyor? Çünkü “evli” değiller. Evlilik dışı doğan çocuk da otomatik olarak “babasız” kabul ediliyor. Halbuki ortada aslan gibi bir baba var. Ne medyadan kaçıyor, ne de babalıktan. “Çocuğumu üstüme de alırım, mutlu da ederim” demiş. “Dünyanın en mutlu çocuğu olacak” demiş...

İleride ne olur bilemeyiz tabii ama şimdilik iddialı bir baba. Tanıdğım ettiğim birdi değil ama iyi kötü var. Ortada. Kaçmıyor.

Buna rağmen nedir bu “babasız çocuk yapıyor” “babasız doğuracak” “babasız bilmem ne..” lafları, anlamakta güçlük çekiyorum.

İki nedenle:

Birincisi ortada dünya kadar parçalanmış aile var. Çağdaş yaşam buna imkan veriyor. Geçinemeyince ayrılısın, hayatı birbirine zehir etmezsin. Efendi erkekler sadece karılarını boşuyor. Çocuklarını değil. Hafta sonlarında da olsa güzel güzel ilgileniyorlar çocuklarıyla. Yani ortada birbirleriyle nikahlı bir anne baba veya bildiğimiz klasik bir aile olmadığı halde becerebilen erkekler çocuklarını “babasız” bırakmıyor.

Öte yandan efendi olmayan babalar ise ortada klasik manada bir aile bile olsa pekala çocuklarını “babasız” bırakabiliyor. Nikah bir işe yaramıyor.


Bu nedenle baştan “parçalanmış aile” oldukları için çocuğun “babasız” büyüyeceğini farz etmek için cidden çok karamsar olmak lazım. Ve de çağdaş dünyadan bihaber.

O nedenle ben bu “babasız” lafının altının masum olduğunu düşünmüyorum. Çocuğun pekala “babalı” olduğu bilindiği halde “babasız” lafındaki ısrarın altında çok derin bir muhafazakarlık ve tabii onun doğal uzantısı kadın düşmanlığı var.

“Babasız” ne demektir? Ya baba ölmüştür ya da baba “belli” değildir.

Baba ortada, adı sanı var, çocuğa sahipleniyor ama laf yine “babasız”. Niye? Çünkü kadınla erkek evli değil!

Demek ki birinci manada değil ikinci manada kullanılıyor “babasız” lafı. Yani çaktırmadan veya çaktırarak, kadının namusu hatırlatılıyor. Hatırlatmakla kalmayıp sorgulanıyor. “Hani evli değiller, zaten ayrılmışlar, belki de başkasındandır, olamaz mı?”

Deniz Akkaya özelinden konuşuyorum ama sözünü ettiğim çok genel bir mesele. “Kadına karşı sıradan faşizm” dediğim şeyler bunlar. “Bayan” lafı gibi. Çaktırmadan, bağırmadan, pasif agresif yaklaşımlar. “E ne var yani canım bunda bu kadar abartacak” denilen ama zaten tam da böyle böyle dev bir kartopu haline gelen bir mesele.

Benim rahatsız olduğu şu: Bildiğin muhafazakar, sofu, maço veya töreci möreci ne derseniz deyin topluluklarda Deniz Akkaya’nın yaptığı zaten kafadan ölümlük, reddedilmelik, dışlanmalık. Evlilik dışı sevişmiştir, vurula.

Ama öte yandan onların “çağdaş, demokrat, ilerici, modern” olmak gibi iddiaları da yok. “Ben beş bin yıllık töreme uyarım gerisi de beni ilgilendirmez, tasasını batıdaki kokoşlar çeksin” der, hatta bunu bile demez, çeker dan diye vurur. Olmadı pencereden atar, olmadı hastaneye gider bıçaklar, olmadı üzerinde kamyonla geçer. Asıl beni delirten güya bu tarz “ilkelliklere” çok karşı olanların DA aslında bu sistemi farkında olmadan desteklemeleri. “Babasız” lafı işte tam da böyle bir destektir.

Kadını bildiğimiz aile sınırları dışında asla kabul etmeyen bir zihniyetin uzantısıdır. P ile başlayıp ç ile biten kelimenin kibarcası ve güya çağdaş, laik, demokrat versiyonudur.

Arada fark var mı? Yok. Bu toplum istediği kadar çağdaşlık mağdaşlık mavalları okusun, istediği kadar ilerici sansın kendini aynı tas aynı hamam. Kusura bakmayın kadınlarımızı güpegündüz vurmadığımız için çağdaş falan sayamayacağım kendimi. Zira bu da karanlıkta vurmaktır ve daha alçaktır.

Dünkü Taraf Gazetesinde Rasim Ozan Kütahyalı’nın “Laik Mahallenin İki Yüzlülüğü” yazısı da bu manada çok iyi bir yazıydı.


Mutlu TÖNBEKİCİ - 2009.07.16 - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder