22 Haziran 2009 Pazartesi

Takım elbise

Egolar tatmin olsun, takımlar uçuşsunnnnn

Dün, bizimki dahil gazetelerde bir haber vardı. Çorum Valisi, karşısına kot pantolon ve top sakalıyla çıkan Jeoloji mühendisini “Türk Milleti” adına azarlayıp kovmuş.

“Kot pantollu, sakallı bir şekilde bu heyetin karşısına çıkamazsınız kardeşim. Bu Türk milleti adına ayıptır” demiş.

Vali Bey BENİM adıma konuşmuş yani. Her gün giydiğim kot pantolona ve her gün öpüp kokladığım top sakala karşı (zira benimkinde de var) korumuş beni!

Sevgili Valim, ne kadar iyisiniz! Ne kadar düşüncelisiniz! Beni kendimden bile korumuşsunuz!

Böyle lafları ne zaman duysam hep Orhan Veli’nin şu dizeleri geliyor aklıma:

“Neler yapmadık bu vatan için

Kimimiz öldük kimimiz nutuk söyledik”

Kimimiz de memur azarladık. Hep ne için? Vatan içiiiin! Millet içiiiin!


Madem Türk milleti adına konuşuluyor, Türk Milletinin bir ferdi olarak vekilliğimi üstlenen sayın Vali Beye şöyle diyeyim:

Kot pantolon ve top sakalı ayıp bulmuyorum. İnsanlar karşıma istedikleri kıyafetlerle çıkabilirler. Hiç önemli değil. Yeter ki temiz olsunlar. Ter, sigara ve başka şeyler kokmasınlar. İnanın umurumda değil. İşini iyi yapıyor, söyleyecek de bir lafı varsa isterse şortla çıksın.

Benim esas ayıpladığım bu değil. Hani kendinizi “vekilim” ilan etmişsiniz ya.. Bilmek istersiniz diye düşünüyorum.

Benim esas ayıpladığım BENİM VERGİMLE GEÇİNEN bir devlet memurunun sırf egosu tatmin olsun diye, sırf genlerine kadar işlemiş memur ruhu rahatlasın diye, sırf üzüm yemek yerine bağcı dövme arzuları kabardı diye YİNE BENİM VERGİMLE GEÇİNEN bir başka devlet memurunu son derece tırıvırı bir nedenle, üstelik de BENİM adıma yaptığını iddia ederek azarlaması, kürsüden indirmesi, küçük düşürmesi ve vazifesini yapmasına engel olmasıdır. Muhtemelen o koca salonda hakikaten çalışan da bir tek o jeoloji mühendisidir.

Memlekette kim ne zaman çalışıyor ben zaten anlamakta güçlük çekiyorum. Başbakan, her gün bir yere gidiyor, bakıyorum her seferinde en az yüz kişi karşılıyor. Başbakanı yüz kişi karşılıyorsa ki bu ufak bir ilçenin neredeyse tüm memurları demek oluyor, bakanı da her halde yine bir yetmiş kişi karşılıyordur. Bunun müsteşarı var, hanımefendisi var, müfettişi var, valisi var.. Birileri sürekli bir yere gidiyor, birileri de sürekli o birilerini, önler ilikli, boyun bükük, vücut hafif öne eğik, elin biri nedense hep düğmede olmak suretiyle karşılıyor.

Ne zaman çalışıyorsunuz o vakit? Çalışmadan anlaşılan heyet karşılama, heyet uğurlama mıdır? Arada bir de kot pantolonlu diye bir alt kademe memurunu azarlamak mı?

Çetin Altan’ın bir “kabuk devlet” tanımı vardır. İçi boş, şekil şemalden başka bir şeye kafa yormayan, yapılan işe bakmak yerine yapay bir itibara önem veren, evet efendim, sepet efendim diyerek ve dedirterek koca bir meslek hayatı geçirilen bir devlet. Çetin Bey 80 yaşında ve bunun değişeceğinden umutlu ama ben değilim.

Daha önce “kabuk devlet” dendiğinde gözümün önüne manasızca yer fıstığı kabuğu falan gelirdi. Bu son hikayeden sonra imaj oturdu. Havada uçan içi boş bir takım elbise geliyor artık aklıma. (Yoksa TC’deki “T” takım elbise mi demekti?)


Mutlu TÖNBEKİCİ - Vatan Gazetesi - 2009.06.20

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder