14 Mayıs 2009 Perşembe

Yargının bağımsızlığı

Karın ağrısı şikâyetiyle gittiğiniz hastanede size yanlış tanı konsa...
Ameliyatınızı yapan doktor, patlamak üzere olan apandisitinizi fark etmeyip, sağlam durumdaki barsaklarınızın yarısını alıp çıkarsa...
Sonra da sizi evinize gönderse...
Birkaç gün sonra apandisit patlamasından komaya girmiş halde hastaneye kaldırılsanız...
İyileştiğinizde; size yanlış tanı koyan ve hatalı ameliyat yapan o doktoru dava etmez misiniz?Tabipler Odası, o cerrahın diplomasını başına çalmaz mı? Üstüne üstlük; bir de tazminat davası açıp, o doktorun ve hastanenin ocağına incir ağacı dikmez misiniz? Yanıt, elbette “Evet!”

***Peki... Birileri, ellerinde suçlu olabileceğinize dair hiçbir “kanıt” olmadığı halde telefonlarınızı dinlese... Evinize sabahın köründe baskın yapılmasını emretse... Azılı katil gibi kelepçeleyip götürtse... Günlerce hücrede gözaltında tuttursa... Sonra da mahkemeye çıkartmaya bile gerek duymadan, “Serbestsiniz” diye salıverse... O savcıları aynı rahatlıkla, “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu”na şikâyet edebilir misiniz? Meslekten uzaklaştırılmalarını isteyebilir misiniz? Yanıt, elbette “Hayır!”

***Çünkü barsaklarınızın hesabını sormanıza izin veren devlet, özgürlüğünüzün kısıtlanmasına, itilip kakılmış olmanıza aldırmaz... Tüm bunların hesabını sorabilmeniz için, konunun Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun gündemine taşınması gerekir. Ama konuyu oraya taşıyacak makam da; aynı zamanda bir siyasi partinin “kadrolu elemanı” olan Adalet Bakanı’dır!

Peki bir Adalet Bakanı; partisinin politikalarına ve beklentilerine uygun işler yapan bir savcıdan, hâkimden hesap sorulmasına izin verir mi? Yanıt, elbette “Hayır!”

***Şimdi... İktidarın doğrudan “taraf” olduğu, Başbakan’ın gerine gerine, “Ben bu davanın savcısıyım” diye nutuk attığı Ergenekon Davası’nda olup bitenleri getirin gözlerinizin önüne: Sadece son dalgada, gözaltına alınıp savcılar tarafından “Serbestsiniz” denilerek salıverilen onlarca kişi, haklarını arayabilecek mi? Adalet Bakanı; Başbakan’ı karşısına alma pahasına, bu savcıların soruşturulmasına izin verecek mi? En az yanlış ameliyat yapan doktorlar kadar “can yakan” o savcılardan, bu hatalarının hesabı sorulacak mı? Mağdurların; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kapılarında sefil olmaları önlenecek mi? Yanıt, elbette “Hayır!”

***Tamam; tüm hücrelerimle hukukun üstünlüğüne inanıyorum ve adalete saygı duyuyorum da... Bu durumdaki bir yargının “bağımsız ve tarafsız” olduğuna KESİNLİKLE İNANMIYORUM!

Mustafa MUTLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder