27 Mayıs 2009 Çarşamba

Loire Vadisi - Fransa

Fransa’nın Loire Nehri, Atlas Okyanusu’na kavuşmadan önce milyonlarca yıldır izlediği güzergâha can suyu veriyor, toprağı ve insanları besliyor.
Su ve toprağın buluştuğu yer, güzellik üretir. Bu güzellikten yararlanmak, onu koruyup, tahrip etmeden işlemekle mümkündür.

Loire Nehri milyonlarca yıldır akıyor, ama talihini, adını verdiği vadinin güzelliğini binlerce yıldır bozmadan işleyen “akıllı” insan kuşaklarına borçlu. Son iki bin yılda, Loire Vadisi’nde yaşayanlar, çevresini oya gibi işlemiş, mücevher gibi 56 şatoyla çevirmişler. Topoğrafyasını çıkarmışlar, yeraltı özelliklerinin belirlediği çeşit çeşit toprak haritasını çizmişler. Uygun düzlüklere buğday ekmişler, ekmek yapmışlar, değişik toprak kalitesi içeren tepelerine, elde etmek istedikleri şaraba uygun bağlar dikmişler.

Loire Nehri ve vadisinin çok şansı var, çok... Çünkü Türkiye’nin değil, Fransa’nın sınırları içre yazılmış kaderi, Fransızların eline düşmüş.

Oysa Loire Vadisi, doğal manzarasına şöyle bir bakacak olursanız Erzurum İspir’deki Aksu Vadisi’nden daha güzel değil. Hatta Aksu Vadisi, eğer insan eli değmemiş olsa, Loire Vadisi’ne bin basar.

Size bu satırları yazdığım sıralarda, dünyanın her köşesinden insanlar akın akın Loire Vadisi şatoları ve bağlarını ziyarete geliyor, mutlu oluyor ve mutlu olmak için harcadıkları paralarla bölgeyi de ihya ediyorlar ahalisini de. Yıl sonuna kadar bu ziyaretçilerin sayısı, yaklaşık 15 milyonu bulacak. Ve nüfusunun tamamı 65 milyon olup her yıl 80 milyon civarında (bazen döver, bazen söver gibi) turist ağırlayan Fransa’ya, kimse parmağını oynatmasa bile bütün nüfusu yedirip içerecek para bırakacak.

Loire Vadisi’ne güzellikte bin basan Erzurum İspir’deki Aksu Vadisi’nde ise, size bu satırları yazdığım sırada, dinamitler atılıyor, tüneller kazılıyor, yer gök toz toprak, alabalıklar boğuluyor, Kaçkar Dağları’nın zirvelerinden damıtıp akıttığı suları bir daha asla tarihteki gibi “ak berrak” diye anılmayacak, su samurlarını, dağ keçilerini ve insanları iyi eden binlerce şifalı otu yetiştirmeyecek. Çünkü Aksu Vadisi’ne, güzellik sevmeyen, zaten akıllı da olmayan insanlar, bütün çevreyi mahvedecek, o çevreyi seven ve sahip çıkan yerlilerini mutsuz edecek, hayvanları, doğal bitki örtüsünü öldürecek bir hodroelektrik santrali yapıyor.

Aksu Vadisi talihsiz, çünkü hasbelkader Türkiye’nin sınırları içre düşmüş, Kaçkar Dağları’ndan doğurmuş milyonlarca yıldır toprağı ve canlıları besleyen şifalı sularını. Birileri, sadece birkaç kişinin kesesini dolduracak bir hidroelektrik santrale feda etmiş, milyonlarca canlıyı besleyen ve yöre nüfusunu, başka hiçbir iş yapmalarına gerek kalmadan ihya edecek, “güzellik yatırımı” na.

Turizm demiyorum, o güzellik yatırımına. Çünkü turizmi de ne biliyor, ne de doğayı bozmadan yapabiliyor zevksiz, görgüsüz, bilgisiz, zenginliği bile gülünç insanlar.

Aksu’da geçimini tarımdan sağlayan köylülerin arazileri istimlak ediliyor, buna karşın suyu “özelleştiriliyor”. Sonuç: Yüz binlerce insan işsiz ve gelirsiz kalacak, suyunu sahiplenen bir avuç zengin, Fransa’da geçirmeyi tercih ettikleri tatillerinde Loire Vadisi’nin güzelliğine ayılıp bayılacak, Aksu’nun suyundan kazandıkları paraları şato otellerde, şık restoranlarda, bağlarda bahçelerde, -gizlenerek içtikleri- Touraine şaraplarına harcayacaklar.

Acaba Loire kıyılarında keyif çatarken, bölgede bir hidroelektrik santrali kurulmamış olmasına şaşarlar mı? Loire Vadisi’ne hidroelektrik santrali kurmayan Fransızlar acaba aptal mı? Yoksa enerjiye mi ihtiyaçları yok?

Olmaz olur mu, elbette var. Loire Vadisi’nin gözden ırak iki yerinde iki nükleer santral var. Tarım ve turizme açık “doğal sit” bölgesinde ise, şatoların ihtişamına modern bir estetik ekleyen binlerce yel değirmeni, elektrik üretiyor. Doğan Aksu isimli okurum, aylardır dikkatimi çekiyor Aksu Vadisi’nin tarumar edilmesine.

Ne diyeyim? Kader.

Loire Vadisi Fransa’da kalmış. Aksu Vadisi, Türkiye’yi yöneten zevksiz zekâsızlığın eline düşmüş bir kez, yok edilecek elbet.

Mine Gökçe Kırıkkanat (Vatan 2009.05.27)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder